Menekşe

0
277

 

BİLÂL ARIOĞLU

Kadir Mevlâ’m seni öğmüş yaratmış
Çiçekler içinde birdir menevşe
Bitersin güllerin hârı içinde
Korkarım yüzüne batar menevşe

Yaz gelir de heveslenir bitersin
Güz gelince başın alır gidersin
Yavru niçin boynun eğri tutarsın
Senin derdin benden beter menevşe

Senin meskenindir kayalar sengi
Kokusu menevşe güldür irengi
Aradım dünyayı bulunmaz dengi
Güzel yatağında biter menevşe

Bakmaz mısın Karac’oğlan halına
Garip bülbül konmuş gülün dalına
Kadrin bilmeyenler alır eline
Onun için eğri biter menevşe

Karacaoğlan’ın  bu şiiri  menekşenin kültürümüzdeki yerini de anlatmaktadır. Rengi, kokusu ve endamı ile menekşe klasik sanatlarımızın hemen hepsinde yer bulmuştur. Narin yapısı, kısa boyu, taç yapraklarının yere eğik olması, gölgeli ve nemli yerleri sevmesi ve güzel kokusu ile anılır. Mor menekşe, hercai, menekşe (alaca), kır menekşesi olarak ta bilinir.  Divan şiirinde “benefşe”  olarak ta  geçer. Bazen yârin saçı, bazen yüzü bazen bir ben’i, bazen gözü olur.

Çok yaygın ve bilinen bir çiçek olduğu için hemen hemen bütün şairlerin değindiği bir çiçek olmuştur. Ömer Hayyam için menekşe gömleğine mor boyalar süren çiçektir.

Ahmedi onu yârin saçlarına benzetmektedir;

Dağıt menekşe saçları gül yanak üstüne

Saçgil abir u amberi gülzâre ey sabâ

“Menekşe gibi saçlarını gül yanağının üstüne dağıt. Ey saba, güzel kokuları gül bahçesine saç!”

Bâkî’nin “Menekşeler açılıp her tarafı kapladı, bağ Mısır ülkesine döndü, seyredenler Nil nehrini taştı sanır” dediği,

Tuttu etrâfın benefşe mülk-i Mısr’a döndü bağ

Sandılar seyr eyleyenler Nîl tuğyân eyledi

Menekşe şair Nev’i de savaş meydanlarını dolduran muzaffer askerler oluverir. Hurûşa geldi cûyuş-ı şükûfe sahrâda

Benefşe kâfile-sâlâr u lâle ser-asker

“Çiçek askerleri sahrâda hücûma geçti menekşe kâfile başı, Lâle kumandan oldu”

Ercişli Emrah’ın “Bu gün ben bir güzel gördüm” türküsünde yârin güzel yüzünden boynunu eğer menekşe.

Salındı bahçeye girdi
Çiçekler selama durdu
Mor menekşe boyun eğdi
Gül kızardı hicabından

Divriği türküsünde ise Menekşe baharın habercisidir:

Açıl mor menevşem bahar erişti
Lale sümbül nergis reyhan yetişti
Benim kısmetime ak zambak düştü
Menevşem (oy) bir tanem (ey) haydi de haydi

Muzaffer Sarısözen tarafından derlenen bu Kırşehir türküsü halk musikimizin önemli kaynak eserleri arasındadır:

Menekşe koymuşlar gülün adını

Almadım dünyada ben muradımı
…….
Allar giymiş ne yakışır Ayşe’ye
Boyunu benzettim mor menekşeye

 

Çok bilinen  “Yayla Yollarında Yürüyüp Gelir”   Burdur yöresi türküsünde ise yayla yollarının süsüdür menekşe:

 

Yayla yollarında menevşe açmış
Sevdiğin o güzel dağlara kaçmış

Ünledim Ayşe diye odayı döşe diye
Ünledim Fatma diye kaşların çatma diye
Ünledim Gülsüm diye yanıma gelsin diye

 

Menekşe manilerimizin, Ninnilerimizin de  de çiçeğidir.

Ak koyun melemesin
Mor menekşe yemesin
Sevdiğini alamayan
Ben evlendim demesin

Ah yine o menekşe gözler aralı
Oya kirpiklerde yaşlar sıralı
Uyu ey gönlümün nazlı maralı.

Çinicilik sanatımızın da revaçta olan motiflerinden biridir menekşe, Onun nemli yerleri sevmesi ve rengarenk yapısı ebru sanatkarını etkilemiştir. Destanlardaki kanatlı atlarının beslendiği ottur, menekşe.

Bu gün de şarkılarımızda türkülerimizde yaşayan bir çiçektir.  Yesari Asım Ersoy’un “Menekşe gözler Hülyalı”  veya Zeki Müren’in “Menekşe gözlerde vefa yokmuş” parçaları.  Şevval Sam’ın “ninni ”sinde olduğu gibi.

Yakında kaybettiğimiz sanatçı Kayahan’ın da en bilinen şarkısıdır  Mor Menekşe:

Akşam oldu, penceremde
Yorgun rüzgar esiyor, geçiyor
Renkler suskun
Bir mahzun mor menekşe
Ağlıyor mu ne
….

Menekşe, Yeşilçam filmlerine bile damgasını vurmuştur. 1969 Atıf Yılmaz yapımı “Menekşe Gözler” bir fedakarlık ve aşk öyküsü olarak sinemamızın baş yapıtları arasındadır.

Baharı yaşadığımız şu günlerde meydan ve kasırların düzenlenmesinde lale ve sümbüllerin arasında bir fon gibi kullanılsa da o rengarenk görüntüsü ile kendini fark ettirmeyi başarmaktadır.

menekse1

menekse2

menekse3