Gelincik

0
326

BİLÂL ARIOĞLU

Seni düşünürken
Bir çakıl taşı ısınır içimde
Bir kuş gelir yüreğimin ucuna konar
Bir gelincik açılır ansızın
Bir gelincik sinsi sinsi kanar

Bedri Rahmi Eyüboğlu

Gelincik yandaki şiirde de olduğu gibi, Birinci Dünya savaşı üzerine yazılan şiirler dolayısı ile de batı kültürünün ürettiği bu acımasız savaşın da sembol çiçeği olmuştur. Onun için hiç hak etmese de o zarif çiçeğin bir adının da “kan çiçeği” olması bu yüzdendir. Özellikle Gelibolu yarımadasında ki gelincik çiçekleri Çanakkale’ye her gidişimde Akif’in Çanakkale şehitlerine yazdığı o muhteşem mısralarında belirttiği duyguları yaşatır. Sanki şüheda fışkıran bir toprağı sembolize edercesine:

sana dar gelmeyecek makberi kimler kazsın?
“gömelim gel seni târîhe” desem, sığmazsın.

Aslında Azerbaycan yöresinde çok meşhur olan “Laleler, Laleler” Türküsü de onun bu özelliğini yansıtmaktadır.  Azerbaycan Türkçesinde gelinciğe lale, bizim lale dediğimize ise Tulpan denilmektedir. Gence ve Şamaxı bölgesini işgalcilerden temizleyip Bakü’ ye giren Nuri Paşa komutasındaki Türk Ordusunun verdiği binlerce şehidi anlatmaktadır, Laleler şiiri:*

Yazın evvelinde Gence çölünde
Çıhıblar yene de dize laleler
Yağışdan ıslanan yaprağlarını
Seripler dereye düze laleler

Laleler laleler
Laleler laleler

Hayalimden neler gelib ne geçer
Yaz gelir ellere durnalar göçer
Bulağlar semaver ağ daşlar şeker
Benzeyir çemende köze laleler

Talman Hacıyev

Bir kır çiçeği olarak Anadolu’nun her tarafında yetişen gelincikler. Kan kırmızısı rengi ile gerçekten de bahara rengini veren en zarf çiçeklerden birisidir. Baharın canlı yeşili içerisinde uzun boyu rengi ile onu ta uzaklardan fark edebilirsiniz. Bir gelincik tarlasının rüzgarla dansı ise seyredenine tarif edilemez duyuları yaşatabilir. Onun bu çimenleri kızıla boyayan görüntüsü şair Edip Cansever için de baharın habercisidir. Gelincikler şiirinde:

Yeter ki görünsün gelincikler
önce tek tek görünsün sonra topluca
usta bir doğramacı gibi kırmızılar doğrar kasaba
gelincikler indi mi çayırlardan…

Kırmızı gelincik çiçekleri laleye benzediği için dağ lalesi olarak ta adlandırılırlar. Ama onun kırmızı çiçekleri laleye göre daha ince ve narin bir yapıya sahiptir. Lale gibi onun da dip kısmı kömür karasıdır.

Şu Elazığ manisinde bu örnek ne güzel anlatılır:

Dağlara lale düştü
Güle velvele düştü
Bu benim garip gönlüm
Halden hallere düştü

“Türk Dili Nereden Geliyor Nereye Gidiyor” çalışmasında Ali Fehmi Karamanlıoğlu “gelin” kelimesinin çok eskiden beri kullanıldığını, Göktürk kitabelerinde geçtiğini anlatıyor. Gelin kelimesine küçültme ve sevgi ifade eden -cik takısı ile gelincik adının oluştuğunu söylüyor.

Gelin ve düğün kelimesi kültürümüzde önemli bir yer tutar. O günümüzdeki gibi sadece nikah memuru önünde bir kaç dakikalık bir tören değildir.  Kırk gün kırk gece sürecek şenliklerin habercisidir. Gelin adı bun için başka çiçeklere de verilmiştir. Mesela Karahindiba için Gelin göbeği, Çuha çiçeği için Gelin gülü, Tavan kirazı için de Gelin parmağı denilmesi gibi.

Gelincik aynı zamanda şifa kaynağıdır da. Gelincik şurubu cam kaselerdeki nefis rengi ile Osmanlı saray mutfağının da vazgeçilmezleri arasında idi. Nefes darlığı, astım, göğüs ağrılarına iyi gelir, yatıştırıcı etkisi vardır.

Çiçek kültürünün bir medeniyeti anlamada yorumlamada çok önemli bir yeri vardır. Özellikle medeniyetimizi de bazı sembol ağaçlar ve çiçekler üzerinden onlara yüklediğimiz anlamlarla yakından tanıyabiliriz. Yaratıcının rahmet eserlerinden birisi de tabiat kitabıdır. Her bahar tazelenen kır çiçekleri gibi, kültür ve medeniyet birikimlerimizi de zenginleştirebildiğimiz ölçüde yaşanır kılabiliriz. Bunun için önce o birikimi özümsememiz gerekiyor.

Şair Ahmet Acar gelincik şiirinde, Gelinciklerin zarif yapısını şöyle anlatmaktadır:

Ahmet Acar gelin diye sevdiğim
İlk baharda kır bayırda gördüğüm
Çok nadide canım kadar sevdiğim
Ne güzel zarifsin güzel gelincik…

Gelincik bazen şakayık çiçeği ile karıştırılmaktadır. Bu da klasik edebiyatımızda iki çiçeğin beraber anılmasından kaynaklanmaktadır. Bazı yörelerimizde ikisine de dağ lalesi denmesi bu karışıklığa sebep olmuştur. Oysa şakayık daha çok güle benzeyen katmanlı yaprakları olan ve farklı renklere sahip bir çiçektir.

*Divanyolu dergisi sayı: 4 2014 Laleler Türküsü.