Barbaros Hayreddin Paşa

0
506

HIZIR REİS

Zincirlikuyu’dan boğaza doğru eğimli şekilde uzanan cadde Barbaros Bulvarı olarak adlandırılır. Burası İstanbul’un en uzun ve en yoğun caddelerinden biridir. Günün her saati binlerce araç sahile inerek sağa doğru Eminönü’ne sola doğru Ortaköy’e, Sarıyer’e doğru yönelirler. Bulvarın bittiği yerde bu bulvara adını veren Barbaros Hayreddin Paşa Türbesi bulunmaktadır. Türbenin yanından her gün yüzbinlerce insan Avrupa yakasından Asya yakasına geçiyor. Küçük teknelerle veya şehir atları vapurlarıyla boğaza dalanlar denizler fatihi Kaptan-ı Derya Barbaros Hayreddin Paşa’nın ne kadar farkındalar emin değilim. Adeta akşam eve gitmek için savaşa gider gibi hızlı şekilde türbenin yanından geçip gidiyorlar. Teknelerden, vapurdan inenlerde karaya çıkartma yapan askerler gibi işlerine koşuyorlar. Bu yoğun trafik içerisinde buranın manevi sahibini kaç kişi hatırlarda ona dua eder.

Selam sana Denizler Fatihi,

Selam sana Kaptan-ı Derya,

Selam sana Hızır Reis,

Selam sana Barbaros Hayreddin Paşa.

Rahmet olsun, Fatihalar olsun sana.

Yahya Kemal Süleymaniye’de Bayram Sabahı şiirinde bayramı anlatırken Barbaros’ada gönderme yapar. Bu şiir,  koca cihan devletini özetler ve haklı olarak Hızır Reis’in haklı payını Barbaros seferden geliyor diyerek vurgular.

HIZIR REİS ( BARBAROS HAYREDDİN PAŞA)

Hızır Reis 1467 yılında Midilli Adası’nda dünyaya gelir. Akdeniz’in ‘’Türk Gölü’’ haline gelmesinin baş kahramanı Hızır Reis’tir. Kardeşleri Oruç Reis, İlyas Reis’le Akdeniz’de seferlere çıkarak düşmana aman vermezler. Barbaros Tunus’la anlaşarak elde ettikleri ganimetleri Tunus’ta sattırır. Cezayir’i ele geçirir.  Asıl adı Hızır Reis iken Yavuz Sultan Selim başarılarından dolayı ona Hayreddin ismini verdi. Kardeşi Oruç Reis’in kızıl sakalından dolayı o ölünce İtalyanca ‘’Barba Rossa’’ kızıl sakal lakabıyla çağrıldı. Yani Barbaros Hayreddin Hızır Paşa oldu.

Preveze Deniz Zaferi

Osmanlı Akdeniz’de güçlenince Papalık Haçlı ordusunu topladı. 60 bin kişilik bu ordu İspanya, Portekiz, Venedik, Malta, Cenevizlilerden oluşuyordu. Barbaros komutasındaki Osmanlı ordusunun 20 bin askeri vardı. Haçlıların 600 gemisine karşılık, Barbaros’un 122 gemisi vardı. Bu orantısız savaşta haçlı ordusu bozguna uğradı. Osmanlı hiç gemi kaybetmezken sadece 400 asker şehit oldu. Düşman128 gemisini kaybetmiş 29’u da bizim elimize geçmişti. Bu büyük zaferden sonra Kanuni tarafından kendisine Kaptan-ı Derya unvanı verildi. Barbaros Hayreddin Paşa 1546 yılında İstanbul’da vefat etti.

Sancaktaki ayet;

نَصْرٌ مِّنَ اللَّهِ وَفَتْحٌ قَرِيبٌ ۗ وَبَشِّرِ الْمُؤْمِنِينَ

Süleymaniye`de Bayram Sabahı

Yahya Kemal Beyatlı

Artarak gönlümün aydınlığı her saniyede
Bir mehâbetli sabah oldu Süleymâniye`de
Kendi gök kubbemiz altında bu bayram saati,
Dokuz asrında bütün halkı, bütün memleketi
Yer yer aksettiriyor mavileşen manzaradan,
Kalkıyor tozlu zaman perdesi her an aradan.
Gecenin bitmeye yüz tuttuğu andan beridir,
Duyulan gökte kanat, yerde ayak sesleridir.
Bir geliş var!.. Ne mübârek, ne garîb âlem bu!..
Hava boydan boya binlerce hayâletle dolu…
Her ufuktan bu geliş eski seferlerdendir;
O seferlerle açılmış nice yerlerdendir.
Bu sükûnette karıştıkça karanlıkla ışık
Yürüyor, durmadan, insan ve hayâlet karışık;
Kimi gökten, kimi yerden üşüşüp her kapıya,
Giriyor, birbiri ardınca, ilâhî yapıya.
Tanrının mâbedi her bir tarafından doluyor,
Bu saatlerde Süleymâniye târih oluyor.

Ordu-milletlerin en çok döğüşen, en sarpı
Adamış sevdiği Allah`ına bir böyle yapı.
En güzel mâbedi olsun diye en son dînin
Budur öz şekli hayâl ettiği mîmârînin.
Görebilsin diye sonsuzluğu her yerden iyi,
Seçmiş İstanbul`un ufkunda bu kudsî tepeyi;
Taşımış harcını gâzîleri, serdârıyle,
Taşı yenmiş nice bin işçisi, mîmâriyle.
Hür ve engin vatanın hem gece, hem gündüzüne,
Uhrevî bir kapı açmış buradan gökyüzüne,
Taa ki geçsin ezelî rahmete ruh orduları..
Bir neferdir, bu zafer mâbedinin mîmârı.

Ulu mâbed! Seni ancak bu sabah anlıyorum;
Ben de bir vârisin olmakla bugün mağrûrum;
Bir zaman hendeseden âbide zannettimdi;
Kubben altında bu cumhûra bakarken şimdi,
Senelerden beri rüyâda görüp özlediğim
Cedlerin mağfiret iklîmine girmiş gibiyim.
Dili bir, gönlü bir, îmânî bir insan yığını
Görüyor varlığının bir yere toplandığını;
Büyük Allah`ı anarken bir ağızdan herkes
Nice bin dalgalı Tekbîr oluyor tek bir ses;
Yükselen bir nakaratın büyüyen velvelesi,
Nice tuğlarla karışmış nice bin at yelesi!

Gördüm ön safta oturmuş nefer esvaplı biri
Dinliyor vecd ile tekrar alınan Tekbîr`i
Ne kadar saf idi sîmâsı bu mü`min neferin!
Kimdi? Bânisi mi, mîmârı mı ulvî eserin?
Taa Malazgirt ovasından yürüyen Türkoğlu
Bu nefer miydi? Derin gözleri yaşlarla dolu,
Yüzü dünyâda yiğit yüzlerinin en güzeli,
Çok büyük bir iş görmekle yorulmuş belli;
Hem büyük yurdu kuran hem koruyan kudretimiz
Her zaman varlığımız, hem kanımız hem etimiz;
Vatanın hem yaşayan vârisi hem sâhibi o,
Görünür halka bu günlerde teselli gibi o,
Hem bu toprakta bugün, bizde kalan her yerde,
Hem de çoktan beri kaybettiğimiz yerlerde.

Karşı dağlarda tutuşmuş gibi gül bahçeleri,
Koyu bir kırmızılık gökten ayırmakta yeri.
Gökte top sesleri var, belli, derinden derine;
Belki yüzlerce şehir sesleniyor birbirine.
Çok yakından mı bu sesler, çok uzaklardan mı?
Üsküdar`dan mı? Hisar`dan mı? Kavaklar`dan mı?
Bursa`dan, Konya`dan, İzmir`den, uzaktan uzağa,
Çarpıyor birbiri ardınca o dağdan bu dağa;
Şimdi her merhaleden, taa Bâyezîd`den, Van`dan,
Aynı top sesleri birbir geliyor her yandan.
Ne kadar duygulu, engin ve mübârek bu seher!
Kadın erkek ve çocuk, gönlü dolanlar, yer yer,
Dinliyor hepsi büyük hâtırâlar rüzgârını,
Çaldıran topları ardınca Mohaç toplarını.

Gökte top sesleri, bir bir, nerelerden geliyor?
Mutlaka her biri bir başka zaferden geliyor:
Kosova`dan, Niğbolu`dan, Varna`dan, İstanbul`dan..
Anıyor her biri bir vak`ayı heybetle bu an;
Belgrad`dan mı? Budin, Eğri ve Uyvar`dan mı?
Son hudutlarda yücelmiş sıra dağlardan mı?

Deniz ufkunda bu top sesleri nerden geliyor?
Barbaros, belki, donanmayla seferden geliyor!..
Adalar`dan mı? Tunus`dan m, Cezayir`den mi?
Hür ufuklarda donanmış iki yüz pâre gemi
Yeni doğmus aya baktıkları yerden geliyor;
O mübârek gemiler hangi seherden geliyor?

Ulu mâbedde karıştım vatanın birliğine.
Çok şükür Allaha, gördüm, bu saatlerde yine
Yaşayanlarla beraber bulunan ervâhı.

Doludur gönlüm ışıklarla bu bayram sabahı.