Al Jazeera: Özgürlüğün ve mazlumların sesi

1
395

Suudi Arabistan, Bahreyn, Mısır, Birleşik Arap Emirlikleri, Katar’a yeni bir ültimatom daha verdiler. 13 maddelik istekte Al Jazeera Televizyonunun kapatılması da var. Neden Al Jazeera Televizyon’unu kapatmak istiyorlar? Bu televizyon bu ülkeleri rahatsız edecek ne yaptı acaba? Televizyon yayıncılığı zor bir iştir ve her zaman hataya açıktır. Dünya çapında haber yayını yapan bir kanalın hata yapmaması mümkün değil, ancak önemli olan hatada ısrardır. BBC, CNN Televizyonları da onlarca hata yapıyor, hattâ Arap ve İslam âlemi için sistematik ve bilinçli hatalar yapmaya devam ediyorlar. Üstelik yayın paralarını da bu ülkelerden alıyorlar; gerek örtülü bir şekilde gerekse sponsorluklar tarzında. Yani hem para veriyorlar, hem de dayak yiyorlar. Üstüne üstlük bundan zevk alıyorlar. Galiba bu duruma sadomazoşizm deniyor. Allah ümmeti bu garabet adamların elinden kurtarsın.

Yaklaşık 10 yıl kadar El Jazeera Belgesel kanalına belgeseller hazırladık. Belgesel kanalı bir dairede yeni yayına başladığında çalışmaya başladık. Sanıyorum kanalın ilk yurt dışı yapımcılardan birisi idik. Türk-İslam dünyasına yönelik onlarca belgesel yaptık. Genel yaklaşımımızı anlayınca hiç müdahale etmediler. Başarılı işler yaptığımızı düşünüyorum. Sonra Türkiye ile yapılan işleri azalttılar, hattâ şu anda kimseyle çalışmıyorlar diye biliyorum. Başarılı Genel Müdür Waddah Hanfar’ı görevden aldılar ve kanaldaki ecnebiler – bilhassa İngiliz yöneticiler – muhteva ile ilgilenmeye başlayınca yayın politikası büyük oranda değişti ve ilişki koptu.

Al Jazeera Türk projesi de doğru kurulamayan ilişkiler nedeniyle akamete uğradı. Projeye ilk başlandığı zaman yetkililer benimle de görüştüler. Aradan 10 yıldan fazla zaman geçti, tarihi hatırlamıyorum ama ne söylediğimi iyi hatırlıyorum: “Bu işe bir an önce başlayın. Hızlı karar verin ve doğru insanlarla çalışın. Yayıncılık anlamında bizim televizyonculuk hayatımıza da çok şey katacağınızı düşünüyorum. Sizin bize, bizim size ihtiyacımız var. 20 yıldır bu işle uğraşıyorum. Hiçbir bedel istemeden size danışmanlık yapabilirim. Yeter ki siz gelin…” Sanıyorum gönüllü danışmanlık teklifimi yanlış anladılar, bir daha uzun zaman doğrudan görüşmediler. Proje sarpa sarınca bir iki defa daha görüştük, ancak hem bizim taraftakilerin hem de Katarlıların yanlış yaklaşımları nedeniyle en son internet sayfası da yayınına son verdi. Ben bu gönüllü danışmanlık tekliflerimi mahallede kurulan birçok kanal için yaptım, ancak fikirleri benden alanlar paraları başkalarına vermeyi tercih ettiler. Nasıl tanımlasam bilmiyorum; sağ, muhafazakâr olanların kültür ve sanattaki bu yaklaşımları nedeniyle hâlâ sürünmeye devam ediyoruz. Bu yaman çelişki sadece bizim değil, Katarlıların da sorunu olduğu için kanal projesi başarılamadı.

Belgesel kanalı için yaptığımız projeler nedeniyle defalarca Doha’ya gittim. Bir apartman dairesinde başlayan yayının dünya standartlarında stüdyolardan yapıldığına şahit oldum. Her yıl düzenlenen Belgesel Film Festivaline hem firma olarak, hem de bazı özel belgesellerimizle katıldık. Her yıl belirli temalarla düzenlenen festivalde dünyanın bütün kıtalarından katılımlar oluyordu. Temalar daha çok insan haklarına ve mazlumlara yönelikti. Sebebini bilemiyorum ama son iki yıldır festival de yapılmıyor.

Grubun amiral gemisi İngilizce ve Arapça haber kanallarıdır. Dünya standartlarının çok üstünde yayın yapıyorlar. Teknik kalitelerinin yüksekliğinin yanı sıra muhteva ve programcılık anlamında da çok üst seviyede olduklarını söylemek isterim. Dünyanın en eski ve en büyük kanalları BBC ve CNN’den daha iyi yayın yaptıklarını iddia ediyorum. BBC’nin, CNN’nin telefonla bağlandığı ya da hiç haber vermediği coğrafyalardan canlı, muhabirli haber yapma başarısını gösteriyorlar. İnsan haklarına duyarlı, mazlumların sesi olmaya çalışıyorlar. İşte bu yaklaşım diktatörlükle yönetilen ülkeleri ürküttü galiba. Onlar insanların haberleri yerine krallarının haberlerini vermeyi daha çok tercih ediyorlar.

Al Jazeera öyle kaliteli bir marka hailine geldi ki; kanalın ismi Katar Devletinden daha bilinir oldu. Dünyanın her yerinden seyrediliyor, bütün otellerin ve havaalanlarının yayın listelerinin başında Al Jazeera geliyor. Amerika’da yayına başladılar ama uzun sürmedi sanıyorum. Amerikalılar da Araplar gibi bu kanalın yayınlarından rahatsız oldular ki kanalın yayın hayatına son verdiler.

Al Jazeera kanalının yayın hayatına bu şekilde devam etmesi insanlık açısından çok önemli. Bu mânâda kanala sahip çıkması gereken yerin Birleşmiş Milletler olduğunu düşünüyorum. Tabii bunu söylerken ülkelerden bağımsız bir Birleşmiş Milletlerden söz ediyorum. Dünya mazlumlarının sesi olmaya çalışan, iyilikleri çoğaltma peşinde olan bu ekranı karartmayalım. El Jazeera Türk projesinin de ne kadar önemli olduğu bir kez daha ortaya çıktı. Çok mu geç kalındı? Bir kez daha denenemez mi?

1 YORUM

Comments are closed.