Oya ağacı

0
257

BİLÂL ARIOĞLU

Son yıllarda İstanbul’da park ve caddelerin ağaçlandırmasında en fazla tercih edilen ağaç olması ve yazın salkım salkım çiçekleri ile İstanbul halkının dikkatini çekmeyi başarmıştır. Belki çoğumuz onun adını henüz bilmiyoruz, ama o bir kanaviçe gibi örüyor şehrin sokaklarını ve parklarını. “Kanaviçe el emeği göz nuru” olarak genç kızların çeyizlerinin en önemli parçalarından birisi. O da bu şehrin bir süsü olmaya aday. Yaz boyunca açan rengârenk çiçekleri ile fark edilmek istiyor adeta.

Temmuz sonlarında çiçeklenmeye başlar, Ekim sonuna kadar devam eder. Beyaz, pembe ve mor tonlardaki salkımlı çiçekleri ile şehre ayrı bir güzellik katar. Uzun çiçeklenme süresinin arkasından sonbaharda kırmızı ve turuncu renklere dönen koyu yeşil yaprakları ile yine ayrı bir güzelliktedir. Yaprakları döküldükten sonra da çıplak gövde mimarisi ile yine görselliğini devam ettirir. Onun için her mevsimin güzeli bir ağaçtır. Bu hali ile de İstanbul’un kadim ağaçları içerisindeki yerini almıştır. Onun adı oya ağacı.

Güney Asya menşeli bir ağaçtır. Güneşi sever. 50 yıl kadar yaşayabilir. 5-6 metre boylanabilir. Süs ağacı olduğu için budanmayı sever. Ilıman iklim koşullarında yetişen bir ağaçtır. Sürgün verme kapasitesi yüksek bir ağaçtır. Çiçekleri bu sürgünlerin ucunda salkım şeklinde açar.

Hint leylağı olarak da bilinir. Dekoratif bir gövdeye sahip olduğu ve dar alanlarda yetişebildiği için yol ve kavşak düzenlemelerinde de tercih edilir. Sığ bir kök yapısına sahiptir. Kuraklığa dayanıklıdır. Dikimi de kolaydır. Çiçekleri iğne oyasına benzediği için bu ad verilmiştir. Onun için park ve bahçelerde, yol kenarlarında bir kanaviçe deseni gibi dururlar. Dünya üzerinde 50 kadar türü vardır. Sarmaşık yapıda olanları bahçe süslemesinde kullanılır.

Yazık ki, sadece olumsuzlukların ve acıların haber olabildiği bir anlayışın esiri haline geldik. Oysa çevremizde güzel şeyler de oluyor. Mesela çevre ve peyzaj düzenlemesi açısından İstanbul’un birçok Batılı şehre bile örneklik ettiğini kaçımız biliyoruz? Her gün yoğun trafikte farkına varmadan geçtiğimiz yol kenarlarındaki çevre düzenlemeleri gerçekten de insanın içini ferahlatacak düzeyde. İşte oya ağacı da son yıllarda bu peyzaj mimarisinin bir eseri olarak İstanbul’a kazandırılan güzelliklerden birisi.

Ataol Behramoğlu’nun dörtlüklerini de bunun için severim; bazen sayfalar süren anlatılarımızı bir dörtlükte özetleyiverir:

Dostları özlemle kucaklamayı unutma
Çocuk sevmeyi çiçek koklamayı unutma
En zorlu anındayken bile kavganın
Gökyüzüne bakmayı unutma.