Hatmi çiçeği (gülhatmi)

0
142

BİLÂL ARIOĞLU

Eski adamlar doğruyu söylemiş
Bir çiçekle bahar olmaz
Kişi kendini bilip sağa sola sormalı
Can pazarı bu oyun olmaz
Zurefanın düşkünü beyaz giyer kış günü
Sonunda şifayı kapıp da şaşırınca
Bana gel beni dinle iyi yaz
Defteri kalemi al iyi yaz
Nane limon kabuğu bir güzel kaynasın aman
Ha ha ha ha ha içine hatmi çiçeği biraz çörek otu katasın aman …

Beton yapılara teslim olmaya başlayınca artık çiçekleri de aktar dükkanında arar olduk. Barış  Manço’nun yukarıdaki “Nane limon kabuğu” şarkısı da bunu ne güzel anlatır. Hatmi çiçeği (gülhatmi) de şifalı bir bitki olarak tanınmaktadır. Ülkemizde doğal olarak yetişmektedir. Çiçeklerinin çok güzel olması saksı çiçeği olarak da yetiştirilmesini sağlar. Bazı yörelerimizde devegülü, gülfatma olarak da bilinmektedir.

Kışın kuruyan çiçek baharda köklerinden yeniden filizlenir. Anavatanı Çin olarak bilinmektedir. Güneşi sever, kuraklığa dayanıklıdır. Boyu bir metreyi aşabilir. Kırmızı, pembe, mor, sarı ve beyaz renkli çiçekleri çan şeklinde Ağustos ayında açar. Bir kez mesken tuttuğu yeri terk etmez, bol miktarda olan tohumlarından her baharda yeniden filizlenir. Gövdesi dik ve tüylüdür. Bir gövde üzerinde ondan fazla çiçek bulunabilir. Ülkemizde en çok Akdeniz ikliminin hüküm sürdüğü yerlerde yetişir.

Gülhatmi ayı zamanda şifalı bir bitkidir. Çok eski yıllardan beri kökünün, yapraklarının ve tohumlarının tedavide kullanıldığı bilinmektedir. Özellikle eski Çin ve Mısır uygarlıklarında şifalı bir bitki olarak yetiştirilmiştir. Hatmi çayı idrar söktürücü özelliği yanında boğazı yumuşatma, iltihaplanmayı giderme, ülser tedavisi, diş eti çekilmelerini önleme gibi şifalı özelliklere de sahiptir. Hippokrates ve Dioskurides’in bu çiçeği tedavi amaçlı olarak kullanıldığı bilinmektedir. Bu gün de içeriğindeki yağların zenginliğiyle çok çeşitli ilaçların muhteviyatında yaygın olarak kullanılmaktadır. Osmanlı sarayında ise hem şifa hem de hamamlarda cildi yumuşatıcı etkisi için kullanıldığı bilinmektedir.

Hatmi çiçeği ebegümecigiller familyasından, çok yıllık otsu bir bitkidir. Çiçeklerinden zeytinyağlı hatmi çiçeği sarması yapılmaktadır. Ayrıca reçeli de yapılmaktadır. Özellikle son bir iki yılda ıhlamur fiyatlarının artması sebebiyle kışın hatmi çayı alternatif olarak kullanılmaktadır.

Gülhatmi doğal ortamlarda yetiştiği için de edebiyatımızda doğallığı ve saflığı sembolize eder. Cengiz Aytmatov, Toprak Ana romanında İkinci Dünya Savaşında kocasını ve üç oğlunu cepheye gönderen bir kadının hayat mücadelesini ele alır. Romanda gelini Aliman’ın büyük oğlu Kasım’a olan aşkının sessiz şahidi de gülhatmi çiçekleridir.*

Fatih döneminin önemli sadrazamlarından olan Mahmut Paşa aynı zamanda divan sahibidir.  Adni mahlasıyla şiirler yazmıştır. “Adni divanı o devirdeki Türk edebiyatının kalıplaşmış üslûbundaki söyleyiş biçimlerini, imaj sistemini, kelimeler arasındaki ilişkilerden doğan söz oyunlarını göstermesi ve içerisinde çeşitli edebi sanatları barındırması bakımından değer taşımaktadır.”** Klasik edebiyatımızın önemli eserleri arasındaki bu divanda birçok çiçeğin yanında hatmi çiçeği de ele alınmıştır:

Çeşm-i nergis zarar itmemegiçün hatmi dakar
İdünüp gerdenine levh ‘akik-i Yemen’i

( Nergisin gözü zarar vermesin diye hatmi çiçeği,  Yemen akikini levha edinip takar.)

———————————

*Cengiz Aytmatov. Toprak Ana. Ötüken Yayınları, İstanbul 1999

**Osman Kufacı, Adni Divanı ve Adni Divanında Benzetmeler İ.Ü Sosyal Bilimler Enstitüsü Türk Dili ve Edebiyatı Ana Bilim Dalı Yüksek Lisans Tezi İst. 2006