Sanatçı, huzur bozan güruhun parçası olamaz

03.07.2013 Yorumlar Kapalı

 

 

Gezi Parkı olayları bahanesiyle yayıncılar ve sanatçılar adına yapıldığı ileri sürülen açıklamalara yayın ve sanat dünyasından sert tepkiler geldi

 

 

Türkiye Yayıncılar Birliği’nin Taksim Gezi olayları sonrasındaki süreçte “İfade Özgürlüğü ve Mecralarına Saygı Gösterilmeli” başlıkla açıklamasına Birliğin üyelerinden tepki geldi. 21 yayıncı, kamuoyuna yapılan bu açıklamayı onaylamadığını bildirdi.

Diğer taraftan, bünyesinde pek çok sanatçıyı barındıran Edebiyat, Sanat ve Kültür Araştırmaları Derneği (ESKADER) de bir bildiri yayınlayarak, son zamanlarda Gezi Parkı olayları bahanesiyle “sanatın, edebiyatın ve bunlara temel teşkil eden düşüncenin, bir ‘kısmın’ ve ‘kesimin’ ipoteğindeymiş gibi gösterilmesinı” protesto etti. ESKADER’in bildirisinde, “Sanatçı, toplum huzurunu baltalayan güruhun bir parçası olamaz” denildi.

Yayıncılar Birliği üyelerinin açıklaması

“Biz, aşağıda isimleri yazılı Türkiye Yayıncılar Birliği üyeleri olarak Türkiye Yayıncılar Birliği Yönetim Kurulu’nun 27 Haziran 2013 tarihli “İfade Özgürlüğü ve Mecralarına Saygı Gösterilmeli” başlıklı basın açıklamasını onaylamadığımızı kamuoyuna saygılarımızla duyururuz” diye başlayan açıklamada özetle şu görüşlere yer verildi:

“Sektörün yalnızca belirli bir kesimini değil tamamını temsil sorumluluğunda olması beklenen bir kurumun, hâlihazırda üyesi olan bizleri ve kendilerinden farklı düşünen ve yaşayan milyonlarca vatandaşımızı dışlayan, görmezden gelen, hatta ötekileştiren; “ifade hürriyeti” ve “farklı düşüncelere saygı” ana fikirleriyle kaleme alınmış olmasına rağmen tek taraflı, yanlı ve aklıselimden uzak bu bildiriyi yayınlamış olması ve bildirinin herhangi bir yerinde ülkemizde belirli zümreler tarafından yeşertilmeye çalışılan düşmanca ve nefret dolu söyleme dair hiçbir üzüntü ifadesine yer verilmemesi, en iyimser bakışla kabul edilemez bir gafletin apaçık göstergesidir.

“Bugün bu şekilde bir açıklama yapma ihtiyacı hisseden derneğimizin, bizim ve birçok başka yayınevinin çok uzun yıllar boyunca gerek devlet gerekse bazı sivil kurumlardan kaynaklanan ayrıştırıcı ve özgürlüklerimizi kısıtlayıcı muameleler karşısında verdiğimiz mücadeleleri destekler hangi açıklamaları yaptığını ve şu ana kadar ne adımlar attığını hafızalarımızı tüm zorlamalarımıza rağmen yazık ki hatırlayamamaktayız.

“Adaletsiz ve tek taraflı bir dille yazılmış ve üyeleri olan bizleri hiçe sayarak kamuoyuna sunulmuş, Türkiye Yayıncılar Birliği Yönetim Kurulu tarafından 27 Haziran 2013 tarihli “İfade Özgürlüğü ve Mecralarına Saygı Gösterilmeli” başlıklı basın açıklamasının içerdiği ifadelerden ötürü bize bir özür borcu olan derneğimizin konuyla ilgili atacağı adımları sabırsızlıkla ve merakla bekliyoruz.”

Açıklamada, şu yayınevlerinin imzası yer aldı:

Akçağ Basım Yayım Paz. A.Ş., Büyük Doğu Yayınları Basım Prodüksiyon, Çağrı Yayınları, Dergâh Yayınları, Erdem Yayınları Tic. Ltd. Şti., Fazilet Neşriyat, Hayat Yayın Grubu, Hece Basın Yayın San. Tic. Ltd. Şti., Işık Yayınları, İnsan Yayınları, İstanbul Kültür ve Sanat Ürünleri Tic. A.Ş., İz Yayıncılık, Karakutu Yayıncılık San. Tic. A.Ş., Kitabevi Yayınları, Mavi Ağaç Kültür Sanat Yayıncılık Tic. Ltd. Şti.(Profil Yayınları), Ötüken Yayınları, Pozitif Basım Yayın Dağıtım (Semerkand Yayınları), Sedir Yayınları, Sürat Basım Yayın Reklamcılık ve Eğitim Araçları San., Şule Yayın Dağıtım San. Ve Tic. Ltd. Şti, Yakamoz Yayıncılık Hizm. Tic. Ltd. Şti.

ESKADER’in bildirisi

ESKADER adıyla beş yıldan beri etkili şekilde kültür sanat faaliyetleri düzenleyen Edebiyat Sanat ve Kültür Araştırmaları Derneği’nden son “Gezi Olayları” ile ilgili olarak şu açıklama yapıldı:

“Toplum huzurunu bozan, maddi ve manevi tahribata yönelik kışkırtıcı sesler, sözler ve eylemler; güzeli arayanla buluşturma gayretinde olan, sanatı ve edebiyatı öz kültürümüzden ayırmaksızın, bütün seslerin ve sözlerin yaşadığımız coğrafyada barış adına yer bulacağı inancıyla hareket eden kuruluşumuz mensuplarını ziyadesiyle üzdü.

‘Biz ve diğeri’ şeklindeki ayrımları eleştiren ancak tam tersine çanak tutanların ısrar ettikleri göz ardı edilemez bir dizi haksızlık olan;

1- Halk tabanından uzakta beslenerek kökleşen bütün …izm’lerin vandalizme bulanmış sözde hak arayışlarında birleşmesi,

2- Sanatın, edebiyatın ve bunlara temel teşkil eden düşüncenin, bir ‘kısmın’ ve ‘kesimin’ ipoteğindeymiş gibi gösterilmesi,

3- Sokakları savaş cephesiymiş gibi kullanan ve provokatif gürültüyü çıkaranların aynı şemsiye altında gölgelenerek sanatın ideolojilere hizmet eder bir halde kamuoyuna sunulması,

4- Makul ve hukukî yollardan çözümü sağlanabilecek ve Türkiye’nin gündeminde öncelik sırası son derece tartışmalı meselelerin ölçeğinin genişletilerek bütün halka mal edilmesi,

5- Çıkarcı çeteleri birleştiren kirli oyunun varlığının reddedilerek saf bir uyanışmışçasına sinsi söylemlerle toplum damarlarına enjekte edilmesi, Tartışmaya yer bırakmayacak olan kof gürültünün verdiği zararlardan birkaçıdır.

Bilinmelidir ki sanat ve onu icra eden sanatçı, toplumda meydana gelen bölünmeler neticesinde oluşan kavgalarda birleştirici, bütünleştirici ve meydana gelen çirkinliği bertaraf ederek güzelleştirici bir aracı olmak durumundadır. Değil ise, o sanatçının sözü de toplum ve onun menfaati adına bir ciddiyet taşımaz.

Sokakları cephe, insanları da cephane olarak gösteren bir platformu hoş görmek ve ardı sıra sürdürülen kampanyalara destek vermek, bir sanatçının hoş görmeyeceği, aksine eleştireceği ve kınayacağı vaziyetlerin başında gelmelidir.

‘Özgürlük’, ‘eşitlik’ ve ‘hak arayışı’ peşine düştüğünü bir ezber gibi tekrar eden ve tam aksine toplum huzurunu baltalayan güruhun parçası olmak, memleketinin geleceği adına iyi ve güzel hayalleri olan sanatçıların girişimi asla değildir. Altını çizdiğimiz vasıflardaki gerçek sanatçı, can ve mal kaybına sebebiyet verecek çatışmaları körükleyen kışkırtıcıların da asla destekçisi değildir ve olmamalıdır.”

Erdemsiz hayat, Hayatımız
Yorum özelliği kapalı.

İlgili Yazılar