Cimriler cennete giremez

Erdemli Hayat Projesi kapsamında her cumartesi gerçekleştirilen Kur’an Buluşmaları Programı gibi sabah 07:00’da kahvaltı ile başlayıp 09:00’da bitti.Bu haftaki konu: Yahudiler ve cimriliğin sonuçlarıydı.⁦

Cimriler cennete giremez
Araştırmacı yazar Ümit Şimşek bu hafta MÜSİAD Merkezi'nde cumartesi sabahı 208'inci Kur'an buluşmalarında cimriliğin mahiyeti ve sonuçları ile yahudiliğ ayet ve hadisler ışığında anlattı.
Allah’ın ve Resulünün cimrilik ile ilgili uyarıları, 208. Kur’an Buluşmasının ağırlıklı konusu idi. UTESAV organizasyonuyla MÜSİAD Genel Merkezinde gerçekleşen 3 Kasım Cumartesi günkü Buluşmada, konu ile ilgili âyet ve hadisleri okurken, bu kötü huyun mü’minler için çok büyük bir tehlike teşkil ettiği gerçeğini bütün açıklığıyla gördük.
Kur’ân-ı Kerim, “nefislerin cimriliğe yatkın olduğu” gerçeğini bize hatırlatıyor, ardından da, ancak nefsinin tutkularından kendilerini kurtaran kimselerin gerçek anlamda kurtuluşa ereceklerini bildiriyordu.
HER HAFTA ÇAYLI, SİMİTLİ SOHBET
UTESAV organizasyonuyla her hafta Cumartesi sabahları MÜSİAD’ın Sütlüce’deki genel merkezinde gerçekleşen Kur’an Buluşmaları, sabah saat 7:00-7:30 arasındaki simit ve çay ikramından sonra başlayacak ve 9:00’a kadar sürüyor. Programda hanımlar için de yer ayrılmış bulunuyor.
Cimrilik ve cimriler hakkındaki şiddetli uyarılardan bazıları ise şöyle idi:
Hiçbir şeyi Ona ortak koşmadan Allah’a kulluk edin. Anne ve babaya, akrabaya, yetimlere, yoksullara, yakın komşuya, uzak komşuya, yanınızdaki arkadaşa, yolcuya, elinizin altındaki hizmetçi ve kölelere iyilik edin. Şu bir gerçek ki, Allah kendini beğenenleri ve böbürlenenleri hiç sevmez.

Onlar, kendileri cimrilik ettiği gibi başkalarını da cimriliğe teşvik eden ve Allah’ın onlara lütfettiği nimetleri esirgeyen kimselerdir. Biz ise o kâfirlere aşağılayıcı bir azap hazırlamışızdır. (Nisâ, 4:36-37

Arabozuculuk yapan, iyiliği başa kakan ve cimri olan Cennete giremez. (Tirmizî, Birr: 41).

Cömert kimse Allah’a yakın, Cennete yakın, insanlara yakın ve Cehennemden uzaktır. Cimri ise Allah’tan uzak, Cennetten uzak, insanlardan uzak ve Cehenneme yakındır. Cahil ama cömert kimse, Aziz ve Celil olan Allah’a cimri âbidden daha sevgilidir. (Tirmizî, Birr: 40).
Zulümden sakının; çünkü zulüm kıyamet gününde zulümattır.
Cimrilikten de sakının. Çünkü cimrilik sizden öncekileri helâk etti; onları birbirinin kanını dökmeye ve birbirinin dokunulmaz haklarını çiğnemeye sevk etti. (Müslim, Birr: 56).
Malının zekâtını vermeyen kimseye kıyamet gününde malı, kel ve boynuzlu bir yılan şeklinde görünür. Yılan ona yapışıp kalır ve ona toslayarak “Ben senin hazinenim, ben senin hazinenim” der. (Nesâî, Zekât: 20; Müsned, 2:98).
CİMRİLİK VE YAHUDİLİKLE İLGİLİ AYET VE HADİSLER ŞUNLAR
“Allah’ın lütfuyla kendilerine verdiği şey”
Mala münhasır değil / insanın eriştiği her türlü nimet
Kişi bu nimetleri hak ederek, bir alacak tahsili suretinde elde etmemiş, sırf fazl-ı İlâhî olarak kendisine lütfedilmiştir.
Onlar gayba inanırlar, namazlarını dosdoğru kılarlar, kendilerine rızık olarak verdiğimiz şeylerden bağışta bulunurlar.
Bakara, 2:3
Cimrilik bu gerçeği saklar.
Hırs ile beraber bulunan, hırs derecesinde cimrilik cihad âyetlerinin arkasından geldiğine göre, cihad için harcamakta cimrilik edenler de âyetin şümulünde.
Âyet ve hadislerde geçen şiddetli tehditler, farz olan zekâtta cimrilik edenlerle ilgili.
Bir kadın eğer kocasının geçimsizlik veya ihmalinden korkarsa, sulh yoluyla anlaşmalarında ikisi için de bir günah yoktur. Sulh elbette daha hayırlıdır. Nefisler ise cimriliğe yatkındır. Eğer siz iyilik edip haksızlıktan sakınacak olursanız, hiç şüphesiz Allah sizin yaptıklarınızdan haberdardır.
Nisâ, 4:128
Daha önce kendilerine bir yurt edinmiş ve imanı benliklerine sindirmiş olanlar, kendilerine hicret edenlere muhabbet beslerler; onlara verilenlerden dolayı gönüllerinde bir sıkıntı duymazlar; hattâ kendileri ihtiyaç içinde olsalar bile onları kendi nefislerine tercih ederler. Kim nefsinin cimriliğinden / ihtirasından / tamahkârlığından korunursa, işte onlar kurtuluşa ermiş olanlardır.
Haşir, 59:9
Elinizden geldiği kadar Allah’ın emir ve yasaklarına karşı gelmekten sakının. Kulak verin; itaat edin; kendi hayrınız için bağışta bulunun. Kim nefsinin cimriliğinden / ihtirasından / tamahkârlığından korunursa, işte onlar kurtuluşa erenlerin tâ kendileridir.
Tegabün, 64:16
Eğer sizden bütün malınızı isteseydi cimrilik ederdiniz ve bu da sizin kininizi ortaya dökerdi.
Siz öyle kimselersiniz ki, Allah yolunda harcamanız istendiğinde, bir kısmınız cimrilik ediyor. Fakat kim cimrilik ederse, kendisi hakkında cimrilik etmiş olur. Çünkü Allah ganîdir, siz ise muhtaçsınız. Siz yüz çevirirseniz, O sizin yerinize başka bir millet getirir ki, onlar sizin gibi olmazlar.
Muhammed, 47:37-38
Birşey söylemediklerine dair Allah’a yemin ediyorlar. Oysa onlar inkâr sözünü söylediler, İslâma girdikten sonra tekrar kâfir oldular ve ellerinin erişemeyeceği şeye yeltendiler. Allah ve Resulü Allah’ın lütfuyla onları zengin etti diye güya onlar intikam alıyorlar! Tövbe ederlerse bu onlar için hayırlı olur. Yüz çevirirlerse, dünyada da, âhirette de Allah onları acı bir azapla cezalandırır. Sonra onlara yeryüzünde ne bir dost bulunur, ne de bir yardımcı.
. . . Onlardan, “Eğer Allah bize lütfundan birşey verecek olursa biz de bağışta bulunur ve iyi insanlardan oluruz” diye Allah’a söz verenler vardır. Allah onlara lütfuyla zenginlik verdiğinde ise cimrilik ettiler ve arkalarını dönüp gittiler
Allah’a verdikleri sözden dönmeleri ve yalan söyleyip durmaları yüzünden, Allah da onların bu yaptıklarının sonucunu, kendisine kavuşuncaya kadar kalplerinde kalacak bir münafıklığa çevirdi.
Tevbe, 9:74-77
Hiçbir şeyi Ona ortak koşmadan Allah’a kulluk edin. Anne ve babaya, akrabaya, yetimlere, yoksullara, yakın komşuya, uzak komşuya, yanınızdaki arkadaşa, yolcuya, elinizin altındaki hizmetçi ve kölelere iyilik edin. Şu bir gerçek ki, Allah kendini beğenenleri ve böbürlenenleri hiç sevmez.
Onlar, kendileri cimrilik ettiği gibi başkalarını da cimriliğe teşvik eden ve Allah’ın onlara lütfettiği nimetleri esirgeyen kimselerdir. Biz ise o kâfirlere aşağılayıcı bir azap hazırlamışızdır.
Allah’a ve âhiret gününe inanmadığı halde mallarını halka gösteriş olsun diye harcayanları Allah sevmez. Şeytan birisine arkadaş olmayagörsün; artık o ne kötü bir arkadaştır!
Nisâ, 4:36-38
[Büyüklük taslayan ve böbürlenenler] hem cimrilik eder, hem de insanlara cimriliği öğütler. Fakat kim Allah’ın buyruklarından yüz çevirirse çevirsin, Allah’ın hiç kimseye ihtiyacı yoktur; bütün âlemlerin şükür ve övgüleri de Ona aittir.
Hadîd, 57:24
De ki: Eğer Rabbimin rahmet hazinelerine siz sahip olsaydınız, harcamakla tükeneceğinden korkar da elinizi sıkı tutardınız. Gerçekten de insanın eli pek sıkıdırقتور .
İsrâ, 17:100
Onlar harcadıklarında ne saçıp savururlar, ne de cimrilik ederler; ikisi arasında orta bir yol tutarlar.
Furkan, 25:67
“Kendileri için hayır sanmasınlar; o kendileri için bir şerdir”
İnsan için hayırlı olan şey, Allah rızası için bağışta bulunarak kendisinden önce bâki âleme göndermesidir.
Namazı dosdoğru kılın, zekâtı verin. Kendiniz için şimdi ne hayır işlerseniz, Allah katında onu bulursunuz. Şüphesiz ki Allah sizin yaptıklarınızı görmektedir.
Bakara, 2:110
Hayır olmadığı gibi, zararsız da değil, o şerdir / cimriler ebedî istikballeri için felâket satın alıyorlar.
Cimrilikten daha ötede hangi hastalık vardır?
Buharî, Humus: 15
Arabozuculuk yapan, iyiliği başa kakan ve cimri olan Cennete giremez.
Tirmizî, Birr: 41
Cömert kimse Allah’a yakın, Cennete yakın, insanlara yakın ve Cehennemden uzaktır. Cimri ise Allah’tan uzak, Cennetten uzak, insanlardan uzak ve Cehenneme yakındır. Cahil ama cömert kimse, Aziz ve Celil olan Allah’a cimri âbidden daha sevgilidir.
Tirmizî, Birr: 40
Zulümden sakının; çünkü zulüm kıyamet gününde zulümattır.
Cimrilikten de sakının. Çünkü cimrilik sizden öncekileri helâk etti; onları birbirinin kanını dökmeye ve birbirinin dokunulmaz haklarını çiğnemeye sevk etti.
Müslim, Birr: 56
Adamın biri Resulullah’a (s.a.v.) gelerek “Ya Resulallah,” ddei,, “benim bahçemde filân kişiye ait bir hurma ağacı var. Ona söyle, ya onu bana satsın veya hibe etsin.”
Adam bunu kabul etmedi.
Bunun üzerine Resulullah “Adamın dediğini yap, Cennette senin bir hurma ağacın olsun” buyurdu.
Adam yine kabul etmeyince, Resulullah “Bu insanların en cimrisi” buyurdu.
Müsned, 5:364
“Cimrilik ettikleri şey, kıyamet gününde onların boyunlarına dolanacaktır”
Allah kime mal verir de o kişi o malın zekâtını vermezse, zekâtı verilmeyen mal kıyamet gününde sahibi için çok zehirli büyük bir erkek yılan şekline konulur. Onun iki gözü üstünde iki nokta vardır. Bu azgın yılan kıyamet gününde mal sahibinin boynuna tasma gibi sarılır. Yılan, ağzıyla sahibinin çenesini iki tarafından yakalar. Sonra “Ben senin dünyada çok sevdiğin malınım, ben senin hazinenim” der.
Resulullah (s.a.v.) bunları söyledikten sonra bu âyeti okudu.
Buharî, Zekât, 3; Tefsir 3:14, 9:6; Hiyel:3; Nesâî, Zekât: 20, Muvatta’, Zekât: 22
Malının zekâtını vermeyen kimseye kıyamet gününde malı, kel ve boynuzlu bir yılan şeklinde görünür. Yılan ona yapışıp kalır ve ona toslayarak “Ben senin hazinenim, ben senin hazinenim” der.
Nesâî, Zekât: 20; Müsned, 2:98
Ey iman edenler! Hahamlardan ve rahiplerden birçoğu, halkın malını haksız yere yiyor ve onları Allah’ın yolundan alıkoyuyor. Altını ve gümüşü istifleyip de Allah yolunda harcamayanları sen acı bir azapla müjdele. . . .
. . . Birgün bu altın ve gümüşler Cehennem ateşinde kızdırılır da onunla alınları, böğürleri ve sırtları dağlanır. “Kendiniz için biriktirdiğiniz işte bu,” denir. “Şimdi tadın biriktirdiklerinizi!”
Tevbe, 9:34-35
Kim cimrilik eder ve kendisini Allah’a muhtaç görmezse,
Ve en güzel olanı yalanlarsa,
Ona da kötülük yolunu kolaylaştırırız.
O helâke yuvarlanırken malı ona bir fayda vermez.
Leyl, 92:8-11
Cimri ile Allah yolunda infak eden kimsenin durumu, demir zırha bürünmüş iki kişinin durumu gibidir.
Cömert olan, bir hayırda bulunmaya niyetlendiğinde üzerindeki zırh öyle genişler ki, onun bıraktığı izler silinir.
Cimri ise, bir hayırda bulunmak istediğinde, zırhı büzüşür, elleri köprücük kemiklerine yapışacak gibi sıkışır ve zırhın her halkası bitişiğindeki halkayı sıkıştırır.
Müslim, Zekât: 77
Allahım! Âcizlikten, tembellikten, cimrilikten, korkaklıktan, ihtiyarlıktan ve kabir azabından Sana sığınıyorum.
Nesâî, İstiâze: 13
“Göklerin ve yerin mirası Allah’ındır”
Sizin elinize Allah’ın emanet olarak verdiği mal, elinizden mutlaka çıkacak, yine emanet sahibine kalacak.
Sizin elinizde ise, o mal vasıtasıyla kazandığınız hayır veya şerden başka birşey kalmayacak.
Bu gerçeğin idrakinde olan insanın cimrilik etmesi olacak iş değildir.
“Allah ise sizin yaptıklarınızdan haberdardır”
Hayır veya şer olarak ne işlediyseniz, Allah bunların hepsini bütün gizlilik ve incelikleriyle bilir.
Oğlum, yaptığın iş bir hardal tanesi kadar olup da bir kaya içinde yahut göklerde veya yerde gizlenecek olsa, Allah onu meydana çıkarır. Çünkü Allah’ın ilmi herşeyin bütün inceliklerini kapsar ve O herşeyden haberdardır.
Lokman, 31:16
Esmâ binti Ebî Bekir (r.a.):
Resulullah (s.a.v.) bana şöyle buyurdu: Kesenin ağzını sıkma, sonra Allah da sana sıkarak verir.
Bir başka rivayette de: İnfak et, sayıp durma; sonra Allah da sana sayarak verir. Saklama, sonra Allah da senden saklar.
Müslim, Zekât: 88:; bkz. Buharî, Zekât: 21; Ebû Dâvud, Zekât: 46; Tirmizî, Birr: 40; Nesâî, Zekât 62
(Saklamak: ihtiyacı olandan saklamak)
“Allah fakir, biz zenginiz” diyenlerin sözünü Allah elbette işitti”
İbni Abbas’tan (r.a.) rivayet edildiğine göre, bu âyetler, Resulullah (s.a.v.) ile antlaşması bulunan bazı Yahudiler hakkında nazil olmuştur.
Hz. Ebubekir (r.a.) birgün bu Yahudi topluluğunun mektebine vardığında, büyük bir kalabalığın Finhas adlı birisinin etrafında toplanmış bulunduğunu gördü.
Hz. Ebubekir Finhas’ı İslâma davet ettiğinde, o, “Allah fakir ki bizden borç istiyor; onun bize yalvardığı gibi biz ona yalvarmayız” şeklinde sözler söyledi. . . .
. . . Hz. Ebubekir de ona okkalı bir tokat aşketti ve “Nefsim elinde bulunan Allah’a yemin olsun ki, aramızda antlaşma olmasaydı senin boynunu vururdum ey Allah’ın düşmanı” dedi.
Finhas Hz. Ebubekir’i Resulullah’a şikâyet etti, o da hadiseyi olduğu gibi anlatınca Finhas söylediklerini inkâr etti. Bunun üzerine âyetlerin nazil olduğu rivayet edilmiştir.
Taberî Tefsiri, Âl-i İmrân 181-182. âyetler
Tevrat’ı tahrif ederek Allah’a noksan sıfatlar, peygamberlere de akla gelebilecek en çirkin ahlâksızlıkları yakıştırmak, Yahudilerin en önde gelen özelliğidir.
İnatlaşmanın ve lâf yarışının insanı nereye kadar götürebileceğine dair dehşet verici bir örnek / medyacılar, sosyal medyacılar, politikacılar başta olmak üzere ego çağının insanlarının dikkatine!
«Biz onların bu sözünü de, peygamberleri haksız yere öldürmelerini de yazacağız, sonra da onlara diyeceğiz ki: Haydi, tadın bakalım o yakıcı azabı!»
Yoksa onların gizlediklerini veya fısıldaşmalarını Bizim işitmediğimizi mi sanıyorlar? Elbette işitiyoruz; yanlarındaki elçilerimiz de yazıyorlar.
Zuhruf, 43:80
İnanmış olarak güzel işler yapan kimsenin emeği boşa gitmez; Biz onun işlediklerini yazıyoruz.
Enbiyâ, 21:94
Elçi öldürmek: hiçbir hukukun ve vicdanın kabul etmeyeceği bir cinayet
Allah’ın gönderdiği elçileri öldürmek: Yahudilerden başka kimsenin yapmadığı iş
Peygamberleri öldürmek: bir değil, birçok peygamberi öldürdüler / bu onların sürekli olarak yaptığı bir iş
Kur’ân’ın inişi sırasında ona muhatap olan Yahudiler bu fiili bizzat işlemediler ise de, taraftarlık sebebiyle onlar da cinayete ortak oluyorlar
And olsun ki, biz Musa’ya kitap verdik; ondan sonra da peş peşe peygamberler gönderdik. Meryem oğlu İsa’ya da apaçık deliller verdik ve onu Ruhu’l-Kudüs ile güçlendirdik. Yoksa siz, canınızın istemediği bir peygamber size geldiğinde büyüklük taslayacak ve kimini yalanlayıp kimini de öldürecek misiniz?
Bakara, 2:87
Yahudilerin Peygamberimizi (s.a.v.) öldürmek için de defalarca teşebbüste bulundukları biliniyor.
Resulullah (s.a.v.) ölüm döşeğinde iken Hz. Aişe’ye (r.a.) şöyle buyurmuştu:
Ya Aişe, ben hâlâ Hayber’de yediğim yemeğin acısını duyuyorum. Şu anda dahi o zehrin şahdamarımı kestiğini hissediyorum.
Buharî, Megazi: 83; bkz. Dârimî, Mukaddime: 11; Müsned, 6:18
Bakara sûresinde tafsilâtlı bir şekilde anlatılan Yahudilerin mahiyetleri burada en büyük suçlarından iki tanesini hatırlatmak suretiyle ortaya konmuştur
Kıssadan hisse: bunlardan beklenmeyecek şey yoktur; sakının!
“Bu sizin kendi elinizde hazırlamış olduğunuz şeydir; yoksa Allah asla kullarına haksızlık etmez”
Allah’ın huzuruna bir iyilikle gelene, onun on katı sevap vardır. Kötülükle gelen ise, sadece onun misliyle ceza görür; hiç kimseye haksızlık edilmez.
En’âm, 6:160
Biz iman edip amel-i salih işleyenleri yeryüzünde fesat çıkaranlarla bir tutar mıyız? Yahut kötülükten sakınanları yoldan çıkanlarla bir tutar mıyız?
Sâd, 38:28
Yoksa kötülükleri (seyyiât) işleyip duranlar, kendilerini iman edip amel-i salih işleyenlerle bir tutacağımızı ve hayatlarında ve ölümlerinde hepsini eşit kılacağımızı mı sandılar? Ne kötü bir hükme varıyorlar!
Câsiye, 45:21
“zallâm” = çok zalim
İyilik yapanla kötülük yapanı bir tutmanın hem kemiyet, hem keyfiyet itibarıyla çok büyük bir zulüm olduğuna işaret
Zerreyi bile ihmal etmeyen İlâhî adaletin nazarında küçücük bir haksızlık bile büyük zulüm demektir
Kim zerre kadar bir iyilik yapmışsa onu görür.
Kim zerre kadar bir kötülük yapmışsa, o da onu görür.
Zilzâl, 99:7-8
Zulmün cezasız kalmasının da zulüm olduğuna işaret
Muhakkak ki şirk çok büyük bir zulümdür.

 

Lokman, 31:13

Önceki Haber
Amerikan sinema işletmeciliği anlayışı kene gibi yapıştı

Sonraki Haber
Haymatlostan işgale: Balfour deklarasyonu