Haberlerin dili, sadece korku ve umutsuzluk üretiyor

On beş dakikada bütün bir haftaya yetecek korku ve şiddet haberine maruz kaldım. Bir tane güzel haber olmadı. Bir tane umut veren haber olmadı

Haberlerin dili, sadece korku ve umutsuzluk üretiyor

Cuma günü yayınlamış olduğum Kajal’ın hikayesini çok sevenler olduğu gibi çok didaktik bulunlar da oldu. Önce yazının sonunda sormuş olduğum soruyu cevaplayayım. Neden hepimiz huzursuzuz? Birinci ve en önemli sebep, pek çoğumuz sorumluluğumuzu yerine getirmiyoruz. Olayda anlattığım polis memuru gibi, gündelik hayatın her aşamasında işinin gereklerini yerine getirmeyen insanların yaptığı hatalar, haber olarak, “kamuoyu oluşturmak” adına gün boyu kanallardan servis ediliyor. “Kamuoyu oluşturulurken” hasar gören kalbimiz oluyor, ne ki fark etmiyoruz.

Kalbimiz nasıl hasar görüyor? İnsanlar tekrar tekrar haber dinliyor. Kesintisiz. Evlerde televizyon ekranları her daim açık. Kafelerde bağırtılı müziğe eşlik eden bir de sesi kısılmış bir ekran oluyor daima. Ekranda kavga ve şiddet görüntüleri.

2023 Eğitim Vizyonu Belgesi’nin açıklandığı günün akşamı, havaalanından dönüş yolunda taksicinin dinlediği müzikten azat olmak için “Haber dinleyebilir miyiz?” dedim. On beş dakikada bütün bir haftaya yetecek korku ve şiddet haberine maruz kaldım. Bir tane güzel haber olmadı. Bir tane umut veren haber olmadı: “Ev sahibine kızan kiracı ev sahibinin evini yaktı. Afyon Hapishanesinden kaçan mahkum karşısına çıkan 11 kişiyi bıçakladı, ayağından vurularak durdurulan cani hastanede tedavi altına alındı.”

Haberin diline bakar mısınız? Yaralanan 11 kişi ile ilgili bilgiye değil, mahkumun tedaviye alınması haberine davet edilmiş oluyoruz. Ekran başındaki sıradan bir insanın bu haberi nasıl algıladığına odaklanan var mı? Haberlerin dili, sadece korku ve umutsuzluk üretiyor. Evlerde özellikle erkekler ve yaşlılar tekrar tekrar aynı haberi izlemeye devam ediyor.

Cuma günü yazının sonunda dört ülkede göçmen olarak yaşamış, henüz kırkı bile çıkmamış bebeğini komşusuna emanet edip vizesinin yanmaması için Almanya’ya gitmek zorunda kalmış Kajal’ı huzurlu ve mutlu yapan, bizi kendi öz vatanımızda her türlü imkanın içinde huzursuz yapan nedir diye sormuştum.

Yazının sonunda sorduğum soruya büyük çoğunluk şükretmediğimiz için dedi. Şükretmiyoruz, doğru. Peki neden şükretmiyoruz? Daha doğrusu neden şükredemiyoruz?

Şükür pasif bir eylem değildir. Şükreden olmak için, sorumluluğunu yerine getiren mutmain bir kalp olmak şarttır.

Sorumluluğumuzu yerine getirme noktasında kafamız karışık, kalbimiz karışık. Kafamızı ve kalbimizi karıştıran, yakındakine uzak oluşumuz, uzaktakine haberlerin dili ile yakın kılınışımız. Ekranda gördüklerimiz için yapabileceğimiz bir şey varsa yapalım elbet –çoğu zaman yapabileceğimiz bir şeyin olmadığı haberlere maruz kalıyoruz- ama esas hayatın içinde gördüklerimiz için sorumluluk almak zorundayız.

Yaptığımız işi en iyi şekilde yapmadıkça, güçsüzler için sorumluluk almadıkça huzurlu olmamız mümkün değil.

Yazının orjinali için tıklayınız: https://www.yenisafak.com/yazarlar/fatmabarbarosoglu/hepimize-lazim-olan-harc-hayal-teknik-gayret-ve-sorumluluk-2047921

Önceki Haber
Mustafa Kutlu yalnızlığı ne güzel anlattı

Sonraki Haber
Cumhuriyet ekonomisinde İnönü dönemi