Halk takviminden hava durumuna geçerken geride bıraktıklarımız

Kuşaktan kuşağa yaşanarak aktarılan bilgilerle köylüler, hangi taraftan gelen bulutun yağmur bırakacağını ya da bırakmayacağını, hangi taraftan rüzgar geleceğini bilirler.

Halk takviminden hava durumuna geçerken geride bıraktıklarımız

Amcam tarlada çalışırken ‘Bu dağın arkası karardıysa hemen kapalı bir yer aramaya başla, yağmur 15 dakikaya kadar gelir’ derdi.

Başka taraftan gelen ve alçaktan seyreden kara bulutlara hiç aldırış etmez; ‘Onlar buraya yağmur bırakmaz’ derdi.

O zaman anladım, bulutların da gökyüzünde bir yolu, bir güzergahı olduğunu, rüzgarların kafasına göre esmediğini.

O yüzden de uçakların havada tayin edilmiş bir yolları olduğunu öğrendiğimde şaşırmadım.

İnsan eseri uçağın güzergahı varsa bulutun ve rüzgarın da gideceği bir yol vardır.

Hiçbir bulut kafasına göre yol almaz, hiçbir rüzgar kafasına göre esmez.

**

Her türlü bilgi, görgü ve tecrübelerin kuşaktan kuşağa aktarılma işi evlerde ve mahallelerde yapılırdı.

Geniş aileden çekirdek aileye dönüldüğü gün bu hat koptu, kesildi.

Yörenin özelliklerine uygun, taş, ahşap, kerpiç evlerini, şehirlerde salon dediğimiz evin ortasındaki en büyük geniş oda olan hayatı bıraktık.

Memleketin sosyal hayatını bilmeyen, umursamayan para delisi müteahhit ve ev ustalarının bizlere uygun gördüğü beton yığınlarının arasındaki küçük odalı havasız, insansız, topraksız, bahçesiz evleri tercih ettik.

İçinde çıplak ayaklar koştuğumuz dereleri, oyun oynadığımız çimenleri terk edip, adına park dediğimiz ne olduğu belli olmayan yerlerle yetindik.

**

Ve dedelerimizden, ham ninelerimizden, yaşlı komşularımızdan doğal yaşam ortamında edindiğimiz, sosyal, ekonomik her türlü temel bilgileri öğrenmek için önce kitaplara yöneldik sonra da sesli ve görüntülü medya araçlarına.

Kuşaktan kuşağa aktarılan bilgileri kitaplarda bulamadık. Onlarda başka şeyler yazıyordu.

Başka bir dünyadan bahsediliyordu.

O yüzden de çok takılmadık kitaplara.

Sonra radyo arkasından televizyon derken şimdi internet çağında onlarca haber araçlarıyla bilgileniyoruz!.

Bilginin çok, görgünün yok olduğu bir çağ bu çağ!

**

Cep telefonumuzda bir dünya kuruldu.

Ve bu dünyada herkes kendine özel bir yer buldu.

Şimdi kalabalıkların arasında sessizce kendi hayatımızı yaşıyoruz.

Kuru kalabalık dediğim şey ne?

Herkesin konuştuğu ama kimsenin kimseyi dinlemediği yer.

Kuru gürültüden başka bir şeyin olmadığı, her türlü çığlığın boşa gittiği modern dünya.

Herkesin kafasına göre yalnız takıldığı dünyadaki büyük mekanlar; koca koca şehirler, küçük mekan ise akıllı cep telefonlarımız.

Yani kişiye özel yeni dünyalarımız.

**

Teknolojiler değişti, köyden şehre göç ettik ama hava durumu ile irtibatımızı ve ilgimizi koparmadık.

Her kanalda en fazla izlenen program hala hava durumu.

**

Deniz kültür yayınlarından en son çıkan Pınar Yücel’in hazırladığı Tarım ve İnsan 4 mevsim kitabında halk takvimi konu edilmiş.

Kitabın ilk sayfasına Cahit Sıtkı Tarancı’nın ‘Memleket İsterim’ şiiri konmuş.

Yılbaşı niyetine hazırlanan özel kitapta 190 fotoğraf ve altlarına iliştirilen 190 güzel söz var.

Fotoğraflar 10 yıldır süren Tarım ve İnsan yarışmasında ödül alan fotoğraflar.

Kitapta bu topraklarda yakılmış türkülerin hikayelerine de yer verilmiş.

Halk takviminin genişçe anlatıldığı oldukça bilgilendirici yazının sonunda çiftçinin mahsul duasına yer verilmiş.

Şöyle dua ediyor çiftçi;

Bineğime yol ver

Bana demir gibi kol ver

Az ektimse bol ver

Hadi Bismillah! Hadi Bismillah!

Seyrek ekersem sık ver

Taneleri tok ver

Geçen yıl az çıktı

Bu sene bari biraz çok ver

Çiftçinin piri Adem Baba!

Tarlamıza, ekinimize, soframıza,

Halil İbrahim bereketi ver.

**

Biz de yazıyı dua niyetine bir şiirle noktalayalım.

Ne diyordu Cahit Sıtkı Tarancı, ‘Memleket İsterim’ şiirinde;

Memleket isterim,

Gök mavi, dal yeşil, tarla sarı olsun,

Kuşların, çiçeklerin diyarı olsun.

Memleket isterim,

Ne başta dert, ne gönülde hasret olsun,

Kardeş kavgasına bir nihayet olsun.

Memleket isterim,

Ne zengin fakir, ne sen ben farkı olsun,

Kış günü herkesin evi barkı olsun

Memleket isterim,

Yaşamak, sevmek gibi gönülden olsun,

Olursa bir şikayet ölümden olsun.

Kaynak:Yeni Şafak Gazetesi-Yaşar Süngü'nün yazısı

Diğer Haberler

Yunus Emre Enstitüsü'nden El-Ezher'e ilk Türkçe kütüphane


'Şal-şapik' eski cezaevinde yaşatılıyor


Nijerya'nın ilk hattatları Türkiye'nin desteğiyle eğitim alıyor


Kılıç aşkı Bosnalı Leyla'yı Osmanlı uzmanı yaptı


Suriyeli Yahya'nın 'ödüllük' hikayesi


Mırra'nın yapımı da içimi de sunumu da kültür kokuyor


Yedi Güzel Adam Edebiyat Müzesi Şubat'ta açılıyor


Kediler, şairlerin ilham kaynağı, yalnızların dostu


İstanbul'a gelip de Topkapı ve Ayasofya'yı gezmeyen yok


İstanbul'un hangi taşını kaldırsak altından müzik çıkıyor


Osmanlı'nın at kültürünü yansıtan 'Ahır Köşkü' restore edildi


İslam Ansiklopedisi'nin web sitesi yenilendi


Kitaplar 'duş'a giriyor güzel kokuyor


Mevlana Müzesi'nin kubbesi yenileniyor


Safranbolu'da yeni evler de aynı mimariyle yapılıyor


Batı sanata 'bizim hikayemiz' gözüyle bakıyor


Mekke'nin fethi İslamın barış dini olduğunu gösteren en önemli hadisedir


Gazi Hüsrev Bey Medresesi 482 yaşında


Kişi başına 7 kitap


Tiyatroda kendimize dönme vakti gelmedi mi