Medya: İmkân mı İmtihan Mı?

Uluslararası Teknolojik Ekonomik ve Sosyal Araştırmalar Vakfı (UTESAV) tarafından düzenlenen Beyin Fırtınası toplantılarının sonuncusunda Medya ve Değerler meselesi konuşuldu.

Medya: İmkân mı İmtihan Mı?

Gerçekleştirilecek diğer toplantıların ardından sempozyuma dönüştürülecek ve daha sonra katılımcılardan alınan yazılı tebliğler ile kitaplaştırılacak olan Medya ve Değerler gündemli ilk beyin fırtınası toplantısına yirmiyi aşkın akademisyen, gazeteci, sanat ve fikir adamı katıldı. "Medya: İmkân mı İmtihan Mı?" başlıklı programın yöneticiliğini UTESAV Mütevelli Heyeti Başkanı İsrafil Kuralay yaptı.

Kuralay'ın yöneticiliğini yaptığı toplantıya UTESAV Mütevelli Heyeti Başkan Yardımcısı Mehmet Develioğlu, UTESAV Mütevelli Heyeti Kerim Altıntaş, Şehir Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı Peyami Çelikcan, Star Gazetesi yazarı Nuh Albayrak, Daily Sabah Yayın Danışmanı Halil İbrahim İzge, İstanbul Ticaret Üniversitesi Kültür Müdürü Faruk Yazar, Al-Jazeere Türk Program Koordinatörü Mustafa Özkaya, Gazeteci-YazarKemal Çiftçi, Star Gazetesi yazarı İhsan Kabil, sinema yönetmeni Mesut Uçakan, Gazeteci-Yazar Ümit Şimşek, Umran Dergisi yazarı Cevat Özkaya, İstanbul Ticaret Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekan Yardımcısı Yusuf Özkır, AA Eski Genel Müdürü Kemal Öztürk, Bilal Arıoğlu, TRT'den Tamer Bolu ve Saim Tuygan katıldı.

Programda katılımcılar tarafından şu sorulara cevap arandı:

İletişim, Basın ve Medya kavramları ne ifade ediyor?

Medya-Değer ilişkisi mümkün müdür? Medya-Değer ilişkisinin dinamikleri nelerdir?

Tarafsızlık, objektiflik ve adalet kavramlarının medya sektöründe gerçekliği var mıdır?

Medya bilgiye ulaşım araçlarından biri mi yoksa bilgi kirliliği üreten bir mekanizma mı?

Medya hak ve özgürlüklerin artmasını sağlayacak bir araç mı yoksa küresel sisteme ait bir propaganda malzemesi mi? Değişimin öncüsü toplum mu araçlar mı?

Medyanın toplum üzerinde nasıl bir etkisi vardır? Medyasız bir toplum mümkün müdür?

UTESAV Mütevelli Heyeti Bakanı İsrafil Kuralay, hayatımızın muhtelif alanlarında belirleyici rol oynayan Medya kurumunun önemini vurgulayarak başladığı giriş konuşmasında "Bizim kültür ve medeniyet dünyamıza ait bir medyadan söz edebilir miyiz" diye sordu. Medyanın ne'liği, avantajları ve dezavantajları üzerine tartışılması gerektiğini ifade eden Kuralay, "Medya değer üretiyor mu?", "Medyanın ürettiği değerler toplumla çatışıyor mu?", "Sözü edilen medya etiği dışında bir medya ahlakı üretilebilir mi?" sorularına dikkat çekti.

İsrafil Kuralay'ın yönelttiği soruların ardından sözü alan Peyami Çelikcan, haber alma aracı olarak ortaya çıkan kitle iletişim araçlarının zamanla değerlerin aktarıldığı araçlara dönüştüğünü dile getiren Çelikcan, reklam merkezli sürdürülen tüketim kültürüne dayalı kapitalist sistemin sorgulanmasının öncelenmesi gerektiğine dikkat çekerek "Medya üzerinden aktarılan değerler tüketim kültürünün değerleridir" dedi.

Çelikcan'ın ardından konuşan Mesut Uçakan sinema sektörünün kendi ahlakını dayattığını, bu ahlak dışındaki ahlak formlarına yaşam hakkı tanımadığını beyan ederek sinema dünyasından örneklerle sözlerini sürdürdü. Medya sektöründe yalan, müstehcenlik ve bayağılıklarla kolayca para kazanılabileceğini söyleyen Uçakan, sanatçının işini icra ederken ahiret bilincini diri tutması gerektiğine işaret ederek, konuyla ilgili "Kem aletle kemâlata ulaşılmaz" ifadesini kaydetti.

Kemal Öztürk rüşvet olarak nitelediği argo ve çıplaklığın kullanılmadan medyacılık yapılabileceğini gündeme getirdi. Medya kadrolarının yetersizliğine dikkat çeken Çiftçi, medyanın ıslah edilebilmesi için öncelikle kaliteli kadroların yetiştirilmesi gerektiğini dile getirdi. Bunun üzerine sözü alan Nuh Albayrak mutedil bir medya dili oluşturulmasının zorluklarını sıraladığı konuşmasında, bunun gerçekleşmesi halinde rağbet görme ihtimalinin çok az olduğunu söyledi.

Cevat Özkaya, medyanın mevcut toplum mühendisliği kurumlarının bir parçası olduğunu belirterek medyanın bize ait olmadığını beyan etti. Medyayı ortadan kaldırmanın mümkün olmadığını fakat bizim kendimizi muhafaza etmekle sorumlu olduğumuzu vurgulayan Özkaya, başka medeniyetlerin kavramlarının içine kendi değerlerimizi yerleştirme çelişkisine dikkat çekti. Cevat Özkaya problemlerin müstakil olarak ele alınmadan evvel genel bir fikri yenilenmeye ihtiyaç olduğuna dikkat çekti.

İhsan Kabil kendi medeniyetimize ait bir medya üretilebilir mi sorusundan hareketle mevcut tecrübeleri göz önüne alarak bunun imkânsızlığını savundu. Medyanın saldırılarına karşı devletin korumacı olması gerektiğini ileri süren Kabil, medyanın ahlaki konulardaki duyarsızlığına değindi.

Mustafa Özkaya medya mefhumunu Hz. Musa kıssasından yararlanarak açıklarken medyayı Firavun'un sihirbazlarına benzetti. Toplumsal algıda yanılsama oluşturma aracı olarak nitelediği medyaya arşı onu aciz bırakacak bir çıkış yakalamaya ihtiyacımız olduğunu söyleyen Özkaya bunun insanı merkeze almak olabileceğini kaydetti. Mustafa Özkaya konuyla ilgili gençlik üzerine daha fazla mesai harcanmasında fayda olduğunu hatırlattı.

Yusuf Özkır medyanın olmayanı olmuş gibi göstermek noktasında mahir olduğunu ifade ederek savını desteleyen örnekleri sıraladı. Toplumsal yapının muhafazakârlığına dikkat çeken Özkır bunun medyaya yansımadığını dile getirerek iletişim fakültelerinde dini bilgiyi artıracak müfredat oluşturulması gerektiğini belirtti.

Bilal Arıoğlu internetin hayatımızdaki rolünü açıklayarak toplumdaki bireyselleşmeye dikkat çekti. Gençlere ulaşılabilecek mecraların kullanılması gerektiğini söyleyen sosyal medya gerçeğinin görülerek hareket edilmesini belirtti.  Arıoğlu'nun ardından sözü alan Halil İbrahim İzge, özgünlük ve yerelliğe vurgu yaptığı konuşmasında geniş kitlelere hitap edecek bir dil oluşturulması gerektiğini ifade etti.

Yapılan bu konuşmaların ardından mesele tafsilatlı bir şekilde tartışılmasından sonra gazeteci-yazar Ümit Şimşek, Tevrat kaynaklı nefsani arzuların tatmini üzerine kurulu bir medeniyetin tahakkümü altında yaşadığımızı ifade ederek bu durumun ruhani arzuları baskı altına aldığını söyledi. Süreç içinde bilhassa yazı dili ile konuşma dilinin birbirine yaklaşması sonucunda medya dilinin nasıl dejenerasyona uğradığını örnekleyerek anlatan Şimşek bu durumun yüksek bir uğraş ve kaliteli fikirlerle geriye döndürülebileceğini ifade etti.

Katılımcılar tarafından yapılan genel değerlendirmelerin ardından toplantı sona erdi.

Önceki Haber
“NASIL BİR EĞİTİM, NASIL BİR OKUL?”

Sonraki Haber
Millî Eğitime bağlı okulların özelleri de açılabilmelidir!