Mırra'nın yapımı da içimi de sunumu da kültür kokuyor

Geleneksel olarak kulpsuz, küçük tek bir fincan ile ikram edilen mırranın servisinde saygıya önem veriliyor. Mırra, yaşlıdan gence doğru sunuluyor, böylece birlik duygusunun pekiştiğine inanılıyor.

Mırra'nın yapımı da içimi de sunumu da kültür kokuyor

MARDİN  - Halil İbrahim Sincar

Acı tadı nedeniyle "sıra dışı lezzet" olarak nitelendirilen kahve çeşitlerinden mırra, Güneydoğu Anadolu illerine gelen ziyaretçilerin ilgisini çekiyor.

Mırranın yapımı, yeşil kahve çekirdeklerinin iyice kavrulup, havanda öğütülmesiyle başlıyor. Daha sonra "gümgüm" adı verilen büyük cezve içinde mangaldaki közde yaklaşık 2 saat kaynatılan kahve, belli aşamalarda telvesinden ayrıştırılıyor.

Kaynadığı sırada birkaç kez süzme, kahve ve su ekleme işlemi gören karışım, tortusundan ayrıldıktan sonra kaküle ile bir süre daha kaynatıldıktan sonra servis için bakır işlemeli, ibriğe benzeyen cezveye aktarılıyor. Bu işlemler dolayısıyla mırranın hazır hale gelmesi 3 saati aşıyor.

"Birlik duygusu pekiştiriliyor"

Geleneksel olarak kulpsuz, küçük tek bir fincan ile ikram edilen mırranın servisinde saygıya önem veriliyor. Mırra, yaşlıdan gence doğru sunuluyor, böylece birlik duygusunun pekiştiğine inanılıyor.

Zahmetli yapımı nedeniyle her zaman bulunamayan, geçmişte düğün, taziye gibi özel günlerde ikram edilen mırra, talep üzerine artık kafe ve benzeri işletmelerde yer almaya başladı.

Merkez Artuklu ilçesinde Mehmet Öncel, tarihi Sokul Bakar Çarşısında otantik çay ocağında geleneksel şekilde mangal ateşinde yaptığı mırrayı müşterilerine sunuyor.

Özellikle kış aylarında mangal ateşinde bir yandan mırra pişirilirken, diğer yandan da dost sohbeti yapılıyor, türküler seslendiriliyor. 

"Zahmetli kısmı pişirme aşaması"

Mırra ustası Öncel, kahve yapmayı babasından öğrendiği söyledi.

Mırra yapımının diğer kahve çeşitlerine göre çok zahmetli olduğuna işaret eden Öncel, "Kahve, suyu ve kakuleyi eklediğimiz cezveyi odun ateşinde pişiriyoruz. Asıl zahmetli kısmı pişirme aşaması. Telvesini alıp süzüyoruz sonra tekrar pişirip telvesini alıyoruz. Daha sonrada kaynatıp kıvamına gelinceye kadar bekleyip ateşten çekiyoruz." dedi. 

Hazır halde satışı da yapılmaya başlandı

Usta Rıdvan Garguli de mırranın daha önce düğün ve taziye gibi sadece özel günlerde ikram edildiğini ifade ederek, şehre gelen ziyaretçilerin talebi üzerine artık kafe ve benzeri işletmelerde de yapıldığını aktardı.

Kaynatılmış mırra satışına da başladıklarını vurgulayan Garguli, "Şişeyle satıyoruz, alan kişi sadece evine götürüp ısıtıyor ve içiyor." diye konuştu.

Mırra içmeyi çok sevdiğini belirten Halit Kuş ise "Bu çay ocağında mırra yapılan günleri iple çekiyorum. Mırra içmeyi tavsiye ediyorum, herkes bu tadı damağında hissetmeli." ifadelerini kullandı  

"Tadına bakan hayran kalıyor"

Turizm seyahat acentesi işletmecisi İsmail Sincar, kente gelen misafirlerin yöresel ürünlere ilgi gösterdiğini söyledi.

İl dışından gelenlerin mırranın yapımının ve tadının çok merak ettiğini belirten Sincar, şöyle konuştu:

"Bu kahvemizin tadı çok güzel. Tek bir kötü yanı var o da bağımlılık yapıyor. Gelen bütün misafirlerimize ikram ediyoruz. İl dışından gelenler tadına bakıyor. Her tadına bakan da mutlaka hayran kalıyor." dedi.

Kaynak:AA

Diğer Haberler

'Şal-şapik' eski cezaevinde yaşatılıyor


Nijerya'nın ilk hattatları Türkiye'nin desteğiyle eğitim alıyor


Kılıç aşkı Bosnalı Leyla'yı Osmanlı uzmanı yaptı


Suriyeli Yahya'nın 'ödüllük' hikayesi


Yedi Güzel Adam Edebiyat Müzesi Şubat'ta açılıyor


Kediler, şairlerin ilham kaynağı, yalnızların dostu


İstanbul'a gelip de Topkapı ve Ayasofya'yı gezmeyen yok


İstanbul'un hangi taşını kaldırsak altından müzik çıkıyor


Osmanlı'nın at kültürünü yansıtan 'Ahır Köşkü' restore edildi


İslam Ansiklopedisi'nin web sitesi yenilendi


Kitaplar 'duş'a giriyor güzel kokuyor


Mevlana Müzesi'nin kubbesi yenileniyor


Safranbolu'da yeni evler de aynı mimariyle yapılıyor


Halk takviminden hava durumuna geçerken geride bıraktıklarımız


Batı sanata 'bizim hikayemiz' gözüyle bakıyor


Mekke'nin fethi İslamın barış dini olduğunu gösteren en önemli hadisedir


Gazi Hüsrev Bey Medresesi 482 yaşında


Kişi başına 7 kitap


Tiyatroda kendimize dönme vakti gelmedi mi


Dünya tarihinde görülmemiş bir hikaye