Otorite kimdir

Bakınız metin ‘adl’ ile başlıyor, ‘adl’ ile bitiyor. Yani başı adalet, sonu adalet. Öteki unsurlar çemberin neresinde olursa olsun, dönüp dolaşıp gelecekleri yer adalettir.

Otorite kimdir

Kur’ân-ı Kerim’de insanın yaradılışı (varlığı) şu âyetle dile getiriliyor: “Ben cinleri ve insanları ancak bana ibadet ve kulluk etsinler diye yarattım” (Zariyat, 56).İnsanoğlu tek başına yaşayamaz (Yalnızlık Allah’a mahsus), birlikte yaşamak zorundadır. Topluca yaşamanın, barış, güven, adalet vb. içinde olması istenir. Bunun yolu kadimden gelen bir şema ile İbn Haldun’un Mukaddime’sinde “Siyaset Dairesi”, Kınalızâde’nin Ahlâk-ı Alâi’sinde “Daire-i Adliye veya Adalet Dairesi” olarak ifade edilmiştir.

Sekiz parçaya ayrılan içiçe iki çember çizilir ve herbir parçanın içine şu sekiz cümle yazılır (Kınalızâde’den):

“Adldir mûcib-i salâh-ı cihan

Cihan bir bağdır dîvarı devlet

Devletin nâzımı şeriattır

Şeriata olamaz hiç hâris illâ mülk

Mülk zapt eyleyemez illâ leşker

Leşkeri cem edemez illâ mal

Malı cem eyleyen râiyettir

Râiyeti kul eder pâdişah-ı âleme adl”

(Mülk kelimeleri ‘melik’ diye de okunabilir.)

Bakınız metin ‘adl’ ile başlıyor, ‘adl’ ile bitiyor. Yani başı adalet, sonu adalet. Öteki unsurlar çemberin neresinde olursa olsun, dönüp dolaşıp gelecekleri yer adalettir.

Şimdi gelelim açıklama faslına.

Cihanın ayakta durmasının (yani nizâm-ı âlemin) asıl sebebi adalettir.

Cemiyet halinde yaşayan insana bütün fertlerin tâbi olacağı bir mevzuat lazımdır. Bu töre olabilir; kanun, örf, şeriat olabilir.

Bu mevzuatı ayakta tutacak (ona uyulmasını sağlayacak) bir organizasyona ihtiyaç vardır. Bu padişahtır, devlettir, hükümettir.

Fertler cemiyet halinde yaşayabilmek için, yani medeni olabilmek için kanuna, örfe, padişaha, devlete, hükümete itaat etmek zorundadırlar.

Padişaha (devlete-hükümete) itaati mümkün ve zaruri kılan padişahın (devletin-hükümetin) âdil olmasıdır.

Çünkü adalet mülkü ve devletin salâhının teminatıdır (Adalet mülkün temelidir).

Mülkü korumak için askere ihtiyaç vardır.

Askerin varlığı için mal (toprak-mahsul-üretim-vergi) ve para lazımdır.

Üretimi yapan, toprağı ihya eden ve parayı sağlayan (vergi veren) râiyettir (yani tarımla uğraşan halktır).

Adil olmak, vergiyi adaletle toplamak ve adaletle harcamak padişahın (devletin, hükümetin) görevidir.

Bundan böyle yazacağımız yazılarda yukarıdaki şemayı takip edeceğiz. Böylece insanın varoluşuna uygun bir nizamın nasıl kurulacağına dair imal-i fikr etmek kolaylaşacak.

Üzerinde durulacak ilk mesele topluluk halinde yaşayan insanların bir mevzuata (kanun, örf, gelenek, şeriat, yasa vb.) sahip olup üzerinde anlaşıp (toplum sözleşmesi) ona uymalarıdır.

Bu mevzuat (kanun, örf, şeriat, gelenek, yasa vb.) nasıl oluşur?

Yazılarımı “Âmentü’ye inananlar” için yazdığımı, soruların muhatabının onlar olduğunu (yani, din kardeşlerim) bir kez daha belirteyim. İnanmayanların canı sağolsun.

Geçen haftaki yazımızı “Otorite kim?” sorusu ile bitirmiştik. Şimdi bunu izah edelim. Çünkü “mevzuatı” vazedecek bir otoriteye (bilgiye, güce, kaynağa) ihtiyaç var.

“İslâm düşüncesinde otoritenin (hükm/hakimiyet, sulta) sahibi ve kaynağı Yüce Allah’tır. Mutlak ve gerçek otorite odur. Hükm ü fermanı mutlaktır; hem hükmeder (sınırları çizer, kapıları açar/izin ve ruhsat verir), hem hüküm verir, hem hikmet sahibidir. (Hüküm, Hükümet, Hakimiyet, Hikmet, Hakim, Muhakeme, Tahakküm aynı köktendir). Bu ilmin, hikmetin, kudretin... sahibi ve kaynağının Yüce Allah olması gibidir.

İnsanın da farklı hakimiyet ve otorite alanları vardır; insanın ilmi ve iradesi gibi hakimiyeti, otoritesi de Allah’ın hakimiyetinin insani alanda tezahürüdür. İnsanın mesuliyet sahibi oluşu iradesi ve akletmesi gibi hakimiyeti ile de irtibatlıdır.

İlahi otorite ile insani otorite arasında peygamberlerin otoritesi sözkonusudur. Onların otoritesinin bir yüzü vahye mazhar olmaları dolayısıyla ilâhi alana, insan olmaları dolayısıyla da insani alana bakar.

Hz. Peygamber’in hem dini ve siyasi/dünyevi hem de ilmi ve irfani/manevi alandaki otoritesi vahye mazhar olmak hariç dört halifede devam etmiştir. Emevilerle birlikte otoritede meşruiyet kaybolmakla beraber halife ve sultan (imam, emir) dini otoritenin, özellikle de siyasi ve hukuki alanda temerküz ettiği kişidir. Bölünmenin bir uzantısı olarak halife-sultanın otoritesi yanında veya altında ulemanın (ilim ve irfan sahiplerinin) otoritesi ortaya çıkacaktır”.

(Otoritenin daha aşağıya doğru inen kademeleri de vardır; bunlar günlük dilde uzmanlığa işaret eder: Müzikte otorite, sporda ve başka alanlarda).

Biz yeniden Adalet Dairesine dönelim. Mevzuatı ilk adım kabul edince, önce “fıkıh-hukuk” diyeceğiz.

Hukuk felsefesinin labirentlerine dalmadan fıkıh literatürünün binleri bulan cildi arasından çekip çıkaracağımız şudur: İki Hukuk var, biri Cenab-ı Hakk’ın lutfedip peygamberleri vasıtası ile insanoğluna gönderdiği; öteki “Hududullah”ı çiğneyerek hakim güçlerin inşa ettiği beşerî hukuk.

Bir Hakk’ın hukuku.

Öteki gücün hukuku.

Biz “hukukun gücü”ne yani ahlâka inanıyor, onu kabul ediyoruz. Yine inanıyoruz ki, bu mevzuatı (fıkhın ahkâm kısmını) ayakta tutacak bir otorite (devlet, hükumet) olursa, Cenab-ı Hakk’a karşı kulluk vazifelerimizi güven ve barış içinde yerine getirebiliriz.

Ne var ki günümüz dünyasında “gücün hukuku” hükmünü yürütüyor.

Bu sebeple hem tüm insanlığa hitap edecek bir “ahlâk nizamı”na; hem de öteden beri kendi ülkemiz-insazımız için ihtiyaç olan yeni bir toplum sözleşmesine, bir “anayasa”ya muhtacız.

Yaşadığımız kutuplaşmayı giderecek, halli sürekli ertelenen meseleleri çözüme kavuşturacak, bütün kesimlerin (partiler, gruplar, düşünceler vb.) bir şekilde (!) “evet” diyerek kabul edeceği anayasa.

Bu mümkün müdür? Umutsuz olmayalım. Kim yapacak, nasıl yapacak, ne zaman yapacak, güç temerküzü hangi özelliği taşıyacak gibi sorular elbette sorulacaktır. Bunlara verilecek cevabı aramalıyız.

Kaynak:YeniŞafak Gazetesi-Mustafa Kutlu'nun yazısı

 

 

Diğer Haberler

Hazreti Muhammed'in yakın dostu: Hazreti Ebubekir


Dijital Bağımlılıkla Mücadele İçin Eylem Planı Hazırlandı


TİKA'dan İslam İşbirliği Teşkilatı üyesi 12 ülkeye eğitim desteği


Diyanet İşleri Başkanı Erbaş: Hac Müslümanların kardeşlik kongresi


Türkmen yetimlere 'gönüllü eğitim'


'Geç kalma genç gel' dedi camiyi gençlerle doldurdu


'Simitçi Erkan'dan Suriyeli Türkmen çocuklara bayramlık


İnternet yayınlarına 'ebeveyn kontrolü' sağlayıcı tedbir yükümlülüğü


TİKA Afganistan'da eğitimi desteklemeye devam ediyor


Çorum'da engelliler için 'mor taksi' uygulaması


Çöpten bulduğu ekmekle güvercinleri besledi


'Çiçeği burnunda okul' meslek liselerine olan olumsuz algıyı yıktı


Gazzeli anne kızına destek için başladığı liseyi dereceyle bitirdi


İdlib'de savaş mağduru çocuklara zeytin ağacı altında eğitim


Çankırılı çiftçiyi şaşırtan para ve not


'Kötü niyetli gruplar ailesiz bir hayat tasavvur ediyor'


Camiler binlerce çocuğun sesiyle yankılanıyor


Saraybosna'da 251 şehit anısına 251 fidan dikildi


50 kilometre pedal çevirip yayladaki çocuklara oyuncak dağıttılar


Şehit yakınlarını ücretsiz taşıyor