Bilal Arioglu

Erguvan ンstanbul置

 

ンstanbul'da baharn gelii onunla anlalr. Her baharda Boaz'n iki yakas onunla yanar. ゙air Baki'nin dedii gibi gülü yakmak için tutuur erguvanlar:

 Erguvanlar tutuup hirmen-i gül yanma içün
Gülistan mülküne ate kodu yer yer lale.

゙air Nev'î  için ise baharn gelmesiyle birlikte açan erguvan aacnn çiçeklerinin kzarts bülbül için baa düen alevin feryaddr:

Her tarafdan u'le-sâz old nihâl-i ergavân

Bâa âte düdi sand eyledi bülbül figân

 

Baharla birlikte açan erguvan çiçekleri ayn zamanda zihinlere de ferahlk vermektedir. ゙eyh Galip bunu öyle dile getirir:

 

Vasf-  cemîi öyle müferrih ki söylesem

Te'sir eder dimâa mey-i erguvân gibi

 

Nev‘î-zâde Atâyî, beytinde erguvan arabnn gam, keder ve kaygy gideren yönüne deinmektedir:

 

Zamâne gussalar bî-girân imi bildük

Velî devâs mey-i ergavân imi bildük

 

Nisan ayndan itibaren açmaya balayan erguvanlar, bir renk cümbüüne çevirir Boaz'n iki yakasn. Mavinin ve yeilin her tonu arasnda belirir Erguvan çiçekleri. Uzaktan baktnzda lila, yanna vardnzda morun her tonunu n durumuna göre içinde barndrdn görebilirsiniz, kendine özgü renkli salkml çiçekleri üstünde. Servilerin, Ihlamurlarn arasndan syrlverir erguvanlar,  Balat'ta Ortaköy'de Kuzguncuk'ta birbiri ile yarrcasna göe yükselen kule ve minareleri ile Cami, Kilise ve Havra üçlüsünün yan yana duruu gibidir. Medeniyetler bakenti ンstanbul'da. Erguvanla baharn ilikisini en iyi kuranlardandr air Baki, ona göre baharn süsü olan erguvan dallar, bayram yerinde salnarak yürüyen seçin sevgiliyi çartrr;

 

Zînet-i bâg u bahâr olm nihâl-i ergavân

‘Îd-gehde salnur mahbûb- müstesnâ mdur

 

Boaziçi'nde ine yaprakllarla, yapraklarn döken aaçlar öyle bir dengede yerletirilmitir ki, biz Boaz'n iki yakasn da her mevsim yeil görürüz. Ama Nisan'da erguvan aaçlar çiçeklenmeye baladnda, sanki Boaz sadece erguvan aaçlar ile kaplym hissine kaplrz. Aracnzla 15 Temmuz ゙ehitler Köprüsünden geçip Avrupa yakasna girerken hemen sa tarafnzda genç bir erguvan aac karlar sizi. Asya yakasna ilk geçite yine yolun sanda sizi ilk karlayan bir erguvan aacdr. Ancak bu harkulade görüntünün ne kadar farkndayz. Yine günlük hayatn kouturmacas içinde kaybolup gidiyor muyuz, beton bloklara teslim ettiimiz ehrimizde. Tpk Cumhuriyet döneminde Klasik sanatlarmzn yeniden ihyasn salayan Süheyl Ünver hocann dedii gibi:  "Neden  ンstanbul'da Mays'a erguvan demezler? Neden Boaziçi'ne "erguvan boaz" demezler,  aklm ermez. Nedir bu tabiat sevmemek ve ondan hislerimizi zenginletirmemek. Yine ンstanbullular deil de erguvan Boaz'n tadn çkaryor."(2)

 

Yaklak üç yüz sene önce ンstanbul'da erguvan aaçlarnn azaldn gören Sultan 1. Mahmut'un 1735 ylna ンstanbul'a erguvan aaçlar dikimi için ferman yaynladndan, erguvan çiçeklerinin salatalarmza renk ve lezzet kattndan ne kadar haberdarz!

Erguvan Türk edebiyatnda gül ve lale kadar olmasa da en çok ilenen motiflerden birsidir. Asil bir renktir erguvan rengi. Onun ンçin Bizans'ta sarayn rengi olmutur. Yine Hristiyan inanna göre Hz. ンsa'ya (AS) ihanet eden Yahuda da daha sonra duyduu pimanlkla kendini bir erguvan aacna asar. Bu ihaneti sindiremeyen erguvann beyaz olan çiçekleri utancndan mora döner. Hristiyanlar onun için Erguvan'a Juda  (yahuda) aac derler.

ンslam Medeniyetinin airi Yahya Kemal onun için:

"Beklemem Fecrini leylaklar açan nisann,
Özlemem vaktini da da kzaran erguvann." demektedir.

Baharn müjdecisi erguvan, biraz da üzerine sinen bu yaps ile hüznün çiçeidir. Edebiyatmzda gülün açn yârin gülüüne benzeten airler. Erguvan dallarnn çiçeklenmesini yârin gözyalarna denk tutarlar. Hüsn-ü Ak'ta ゙eyh Galip:

"Gül mi güler erguvan m alar
Etfal-i çemen kan m alar" demektedir.

17. yüzylda yaayan ゙eyhülislâm Yahya da, kanl gözya ile erguvan arasndaki ilikiyi bir beytinde dile getirir:

Ser-â-pâ katre katre kanlu yayla gören çemüm

Nihâl-i erguvân- gülsitân- derd ü mihnet der

 

Nev'i ye ait aadaki beyitte de kanl gözyalarndan teni erguvan dalna dönmütür;

 

Tenüm hûn- sirikümden nihâl-i ergavânîdür

Vücûdum old vîrân ehr-i rûyum za‘ferânîdür

 

Fuzûlî ise erguvan yapran dile getirir ve bu yapraklarn sürekli bir ekilde Hz. Ali'yi methettiklerini belirtir:

Sahn- çemende erguvân her bergini etmi zebân

Tekrâr eyler her zaman medh-i Aliyyü'l-Murtezâ

 

Bâkî için ise erguvan çiçekleri yârin elbisesidir:

 

Ergavânî câmeni görüp n'ola kan aglasam

Yaraur âb- revâna karu zîrâ ergavân

 

Erguvan kelimesinin kökenine baktmzda Akadçada mor rengi ifade eden "argamannu" sözcüüne denk gelir. Aramiceye "argvana" diye geçmitir. Aramice'den Arapçaya "ercuvani" ve oradan da Türkçeye "argavan" diye geçmitir. Günümüz Türkçesinde erguvan halini almtr. Bununla birlikte Kutadgu Bilig'de yer alan on yedi çiçek isminden biridir. (3)

 

Adalet Aaolu için erguvan "boazn sularnda gün batmlarnn ayak izidir." Ataol Behramolu için "ンlkbahardan çalnan birkaç gündür, erguvan kl kylar" Akif Emre için "Bir fanilik hafzas olarak erguvan her an solmaya mahkûm renkleriyle ebedi ve ezeli güzellii hatrlatmaktadr." Edip Cansever için ise "Uçsuz bucaksz olanca görkemi ile erguvan imparatorluu."  Necati Cumal'y bu topraklara balayan ümittir erguvan. Oya Baydar için " Banda erguvan tac ile erguvan giyinip, erguvan kapsndan geçip, kutsal bilgelie doru yürümektir." "Erguvan Kaps" kitabnn giriinde. Hilmi Yavuz için edebiyatmzdaki ölümsüzlüün addr.  "Aynalar ve Zaman" iirinde:

 

"erguvanlar geçip gittiler bahçelerden

 geriye sadece erguvanlar kald" demekte.

 

Onun için, Jülide Ergüder "Erguvan Uurlarken"  kitabnda "herkesin bir erguvan olmal" der. Prof. Dr. Faik Yaltrk: "Boaziçi'nin süs aac erguvan, baharn geldiini müjdelemek için sabrszdr... Erguvan, güzelliinden habersiz, kor dudakl bir köy güzeli gibidir ve onun kadar da kanaatkardr." (4)

 

Necip Fazl Ksakürek için kaybedilmi vatan topran hatrlatr erguvan çiçekleri:

 

"Renkler, mavi, krmz, yeil, erguvan ve mor;
Camlarda, kaybedilmi vatan heceliyor..."

 

Erguvan biraz da özlemin çiçeidir, Ziya Osman Saba'nn "Artk Yaamak ンçin" iirinde olduu gibi :

 

Düünceli yürürken bir yol dönemecinde,

Çkacak önümüze beyaz dallarla bahar.

Hatrlatacak bize en çocukluumuzu,

Erguvanl bir bahçe, mor salkml bir duvar.

 

17. yüzyln sonlarnda yaam Evliya Çelebi'nin de çada olan ve Seyahatnamede saz çaln övdüü Ak Gevheri için ise yârin yanadr erguvan rengi:

 

Bugün ben bir güzel gördüm
Hilal ka keman olmu
Dili bülbül saç sümbül
Yana erguvan olmu.

 

Ahmet Haim'in "Aaç" iirinde akam güneinin havuzun suyuna düen aksidir, erguvan:

 

Gün bitti. Aaçta ne'e söndü.
Yaprak âte oldu. Ku da yâkut.
Yaprakla kuun parltsndan
Havzn suyu erguvâna döndü.

 

Erguvan dallarnn salkm salkm çiçeklerle donanmas görenleri büyüledii gibi, airlerimizin de dilini çözen bir efsunlu güzellik sunar. Bunlardan birisi de Orhan Veli Kanktr.  "Ave Maria" iirinde "erguvan atlaslara dolarak saadet getiren rüzgardr." Bir baka iirinde ise :

 

"Deli eder insan bu dünya;
Bu gece, bu yldzlar, bu koku,
Bu tepeden trnaa çiçek açm aaç" demektedir.

 

Genç yanda kaybettiimiz eksiklii hissedilen deerli dost Olcay Yazc iir kitaplarndan birinin adn "erguvan uultusu" olarak koymu ve "Gül Düümü" iirinde hayat da erguvanla özdeletirmitir:

 

ンnsan ilk nefesini son korkuyla alr ya:
Erguvan akamlarda bir hüzündür süreyya

Evliya Çelebi  Bursa'da Emir Sultan döneminden kalma her yl nevruz balarnda kutlanan bir erguvan bayramndan bahseder. Ahmet Hamdi Tanpnar Be ゙ehir'de Bursa'y anlatrken yer verdii bu anekdotu "Bizim iklimde gülden sonra bayram yaplacak bir çiçek varsa oda erguvandr" diyerek tamamlar.

.................................................................................................................

(1) ゙ener Demirel  "Türk ゙iirinde  Erguvan Üzerine Bir Deneme", Uluslararas Türklük Bilgisi Sempozyumu Nisan 2007 Erzurum

 (2) Prof. Dr. Süheyl Ünver "Erguvanlar ve Boaziçi" Sabah Gazetesi 12 Mays 1966

 (3) Prof. Dr. Aynur Koçak , Dr. Serdar Gürçay "Soyluluk Çiçei Erguvan'a Kültürel Bir ンnceleme" CIU folklor/edebiyat, cilt:21, say:84, 2015/4

 (4) Türk ゙iirinde  Erguvan üzerine bir deneme Doç. Dr. ゙ener Demirel Frat Üniversitesi, Eitim Fakültesi, Elaz,

 (5) Eski Türk Edebiyatnda Mazmunlar ve ンzah, Ahmet Talat Onay(1992) Hazrlayan: Cemal Kurnaz, Ankara: Türkiye Diyanet Vakf Yay.

 

 

 

 

ヨnceki Makale
Ne kadar istiare ediyoruz?
ンsrafil Kuralay

Sonraki Makale
ンnsan denen me輊ul ve se輅m
ンsrafil Kuralay