Bilal Arioglu

Nevruz çiçeği

Nevruz der ki, ben nazlıyım

Sarp kayalarda gizliyim

Mavi donlu, gök gözlüyüm

Benden âlâ çiçek var mı ?

 

Nevruz tabiatta baharın gelişini ve müjdeleyen çiçek olarak bilinir. Nevruz kelimesi Farsçadır  "yeni gün, tabiatın uyanışı" anlamına gelmektedir. Nevruz çiçeklerinin açması Orta Asya'dan balkanlara kadar uzanan geniş bir coğrafyada bayram olarak ta kutlanmaktadır. Bu gün 21 Mart'tır. 21 Martta güneş koç burcuna girer gece ve gündüz süreleri birbirine eşittir. Şu Tekirdağ türküsü bunu ne güzel özetlemektedir:

Bugün burçlar Aden burcuna savrulur
Dört köşede gece gündüz bir olur
Baştan başa alem yeni can bulur
Hü diyelim nevruz sultan demine

 

 

Nevruz Çiçeği, Kazakistan'da Bayşeşek, Kırgızistan'da Bayçeçek ve Özbekistan'da Baharkız adlarıyla da tanınmaktadır. Ancak, hemen hepsinde ortak isim olarak Nevruz Çiçeği veya Nevruz Gülü'dür.

 

 

Nevruz Türk cumhuriyetlerinin tamamında kutlanan bir bayramdır. Bir çoğunda da resmi bayram tatilidir. Büyük Türk bilgesi Kaşgarlı Mahmut'un Türkçeyi ve Türk kültürünü anlattığı O muhteşem eseri "Divan-ü Lugat-it Türk"te  Nevruz'un zikredilmesi onun Türk kültüründeki yerini belirler. Türk kültüründe ayrıca Ergenekon'dan çıkış bayramı olarak ta kutlanmaktadır. Celali ve Akkoyunlu takvimlerinin de başlangıç günü olması Nevruz gününün Türk tarihindeki önemini belirler. Türk tarihinde Nevruz aynı zamanda rızkların arttığı, İsteklere kavuşulan bir gün olarak ta yer tutar. Ayrıca bu gün doğan çocuklara Nevruz'un göbek adı olarak verilmesi adeti de yaygındır. Bu isimler arasında  Banuşeşek, Navngül, Gülbanu, Nevruz,  Nevruzay hanım gibi isimler çoğunluktadır.*

 

Nevruz çiçeğinin Kardelen ve çiğdemle karıştırılmaktadır. Turhan Baytop, "Türkçe Bitki Adları Sözlüğü" adlı eserinde bu çiçeklerin Nevuz çiçeği ile aynı anda ortaya çıkmakla birlikte görünüş ve şekil olarak farklı olduklarını belirtir. T. Baytop  Nevruz çiçeğinin iris türüne bağlı mor veya kirli sarı çiçekli küçük ve otsu bitkiler olarak belirtir. Anadolu'nu bir çok yöresinde Nevruz çiçeğinin çiçek ve yumruları çiğ olarak yenilebilir.

 

Nevruz Türk edebiyatının da sembol çiçekleri arasındadır. Klasik edebiyatımızda hemen hemen tüm şairlerin değindiği bir çiçektir.  Aşık Veysel'in sazı ve sözü ile unutulmazlar arasına giren "çiğdem derki ben alayım..." diye başlayan türküsünde nevruzun diğer çiçeklerden ayrı bir çiçek olduğu vurgulanmaktadır. Nevruz Osmanlı sultanları açısından da önemsenmiştir. Sultan IV. Murad'ın yazdığı bir nevruziyenin ilk beyti şöyledir:

 

 

"Ey gönül, gül devridür vakt_i nev_i Nevruzdur  

Can bağışlar âdeme bu dem dem_i fırûzdur

(Gül devri, yeni bir Nevruz vaktidir /

 Bu an insanın canına can bağışlayan uğurlu bir demdir)

 

Bahtı imzası ile şiirler yazan divanı da olan 28 yaşında vefat eden Sultan 1. Ahmet yaptırdığı Sultanahmet camiini adeta bir çiçek bahçesine döndürmüştür. Nevruz'u cihana yeniden can bağışlanması olarak görür:

 

Yenilendi bu köhne âlem erince hemân Nevrûz

Cihâna makdemiyle bahş edüpdür taze cân Nevrûz

 

Azerî Edebiyatı'nın önemli şairlerinden Şehriyarın, "Heyder Baba'ya Selâm"

şiirinde Nevruz Gülüne çeşitli atıflarda bulunmaktadır:

 

"Bayram yeli çardakları yıkanda

Novruz gülü gar çiçeği çıkanda

Ağ bulutlar köyneklerin sıkanda

Bizden de bir yad eyliyen sağ olsun,

Dertlerimiz koy dikkelsün, dağ olsun.

Yumurtanı göyçek gülli boyardık

Çakgışdırup sınanların soyardıh

Oynamahdan birce meğer dayardık

Eli mene yasıl âşık vererdi

Irza mene novruz gülü dererdi" **

.....

 

Nevruz çiçeklerinin açması klasik edebiyatımızda bayram duygusunu oluşturur. Kaygusuz Abdal, bir şiirinde Nevruz bayramını şöyle tarif eder:

 

Erişti bâd-ı nevrûz gülistâne
Gülistân vakti yetti kim uyane
Temamet yeryüzü cünbişe geldi
Behişte benzedi devr-i zamane
Gülistan goncesin açtı donandı
Divâne oldu bülbüller divâne
Yine simurge haber verdi hüdhüd
Otağın başına konmuş şahâne***

.....

 

İstiklal Şairimiz Mehmet Akif  Ersoy da "Nevruz'a"  şiirinde şöyle demektedir:

 

İhtiyar amcanı dinler misin, oğlum, Nevruz?
Ne büyük söyle, ne çok söyle; yiğit işde gerek.
Lafı bol, karnı geniş soyları taklid etme;
Sözü sağlam, özü sağlam, adam ol, ırkına çek.

 

Yavuz Bülent Bakiler ise Nevruz'un bizim kültürümüzdeki önemini şu dizelerle aktarmaktadır:

 

Dokuz tuğ taşıdım ben, dokuz davula vurdum.
Dokuz evliya gücüyle yürüdüm geldim.
Büyüdü benimle mübarek yurdum.
Ebed-müddet bu devleti ben kurdum.

Nevruz toylarımızda ateşler tutuşturdum.
Orhun'dan, Seyhun'dan, Ceyhun'dan geçtim.

 

Nevruz'un kültürümüzde bu denli yer tutmasının yansımaları mimaride ve el sanatlarında da önemli bir motif olarak kullanılmasının önünü açmıştır. Halı ve kilim dokumacılığında sık rastlanan doğurganlığı da simgeleyen "elibelinde kız" motifi aynı zamanda bir nevruz çiçeği motifidir de. Mimaride ise özellikle Selçuklu mimarisinde genellikle tekli ve dörtlü motifler olarak kullanılmaktadır.

--------------------------------------------------------------------------

*      Türk Süsleme Sanatlarının Ortak Motifi Nevruz Çiçeği Remzi Duran Türk Dünyası İncelemeleri Dergisi Sayı II, İzmir 1997

** Muharrem Ergin, Azerî Türkçesi, İstanbul, 1981

      *** Halk Şiirimizde Nevruz G. Tarıman Cenikoğlu Dumlupınar Üniversitesi Sosyal Bilimler       Dergisi Sayı:8

 

 

Önceki Makale
ÇİFTLİKBANK’IN HATIRLATTIKLARI
Kemal Çiftçi

Sonraki Makale
UNUTULMUŞ BİR ALİM “ŞEYHÜLİSLAM VELİYYÜDDİN EFENDİ”
Bilal Arioglu