Bilal Arioglu

Ramazan İklimi

 

Onbir ayın sultanı,
Kıymetlidir her ânı,
Süslersin şu cihânı,
Hoşgeldin yâ Ramazan!

Ramazan manileri, ramazana has özel kültürel tatlarımızdan biri. Ramazan  kendi manevi iklimini oluşturur. Bu atmosfer kendini insan yüzünden, kandillere, mahyalara, iftar sofralarına, teravih namazlarına kadar hissettirir.

Ramazan Kardeşlik bağlarımızı yeniden inşa etmeye gelir. İslam Coğrafyasının önemli bir bölümü karışıklıklar içerisinde, Nasıl da kardeşimizle bir arada yaşayamayacak bir zemine savrulduk. Müslümanların Allah adına birbirlerini boğazladıkları bir dönemi yaşıyoruz. Neden farklılıklarımızı zenginliğe çeviremiyoruz? İyi ki geldin Ramazan...  O bize kaybettiklerimizi, unuttuklarınızı hatırlatmak için gelir. Onun getirdikleri ile yüreklerimize su serpilir.

Ramazan 11 Ayın sultanı. Çünkü onun içinde bin geceden hayırlı olduğu bildirilen Kadir gecesi saklıdır. Kur'an'ı kerimin inmeye başladığı aydır. Onun için bir adı da, Kur'an ayıdır. Bu ilahi buyruklara ilk defa muhatap oluyormuşçasına yeniden ulaşabilmeye ne kadar hazırız?

Hazırsak yitirdiklerimizi bulabiliriz.

Hazırsak hayatımızı yeniden bu ilahi buyruklarla şekillendirebiliriz.

Hazırsak onda fazlalık bulanların derdini anlayabiliriz. Okursak önceki kitapların nasıl tahrif edildiklerini anlar, yapılmak istenene bigane kalmayız.

Ne kadar da muhtacız, onun rahmetine ve bereketine ulaşmaya.

Dünyanın bir tarafı lüks ve israf içinde yaşarken, Bir tarafı savaş ve yoksulluğun pençesinde. Dünya üzerinde her gün on binden fazla çocuk yetim kalıyor. Sadece Suriye iç savaşında 600 bin yetim ortaya çıktı. Belki de bundan birçoğumuz habersiziz. Ramazan bize biraz da bu gerçekleri hatırlatıyor. Açlık ve susuzluk çeken nefislere, aç ve susuz insanları hatırlatıyor. İftar sofralarımız sadece kendimiz için yaşamamamız gerektiğini, paylaşımın da bir erdem ve insani sorumluluk olduğunu hatırlatmıyorsa nasıl iftar sofrası olabilir?

Global bir köy haline gelen dünyada başkalarının derdi ile dertlenmeyen muhtaca şefkat kanadını germeyen, yaratıcısından nasıl rahmetini bekleyebilir.

Her şeyin paylaşıldıkça artacağını bilmeyen, sadece kendisi için yaşayan, muhtacı gözetmeyen, berekete nasıl kavuşabilir.

Komşusu açken tok yatanın kabul edilmediği bir dinde çevresi alev alev yananlar huzur içinde yaşayabilirler mi?

Onun için bu ramazan bizi sarsın, Bize insanlığımızı hatırlatsın.

Onun için biz orucu değil de, oruç bizi tutsun.

İşte o zaman bekleyelim rahmeti ve bereketi.

Çünkü başımıza gelenlerin işlediklerimizden ötürü olduğunu bilemesek zilletten de kurtulamayız.

Onun için bu ramazan bizim gözümüzü açsın.

Açlıkla terbiye olan gönülleri, rahmet sarsın.

İşte o zaman rahmet ayında inen Kur'an'ın bendesi,  Rahmeti ile gelen peygamberin ümmeti oluruz.

İşte o zaman kandil kandil yanan minareler gönüllerimizi aydınlatır.

O zaman İslam dünyası da aydınlanır. İnsanlıkta.

İşte o zaman Bayramımız bayram olur.

O zaman kısık sesler olmayız. O zaman minarelerde okunan ezanlar insanlığın semalarında çınlar.

Orucumuz o zaman oruç. İftarımız o zaman iftar. Bayramımız o zaman bayram olur.

O zaman gönül huzuru ile "hoş geldin ya şehri ramazan" diyebiliriz.

 

Önceki Makale
Ne kadar istişare ediyoruz?
İsrafil Kuralay

Sonraki Makale
Mehmet Niyazi Özdemir
Kemal Çiftçi