İsrafil Kuralay

15 Temmuz’un romanını yazmak

Tarih yapanlarla yazanlar, çoğunlukla aynı isimler değildir. Genellikle tarih yapanların yazmaya vakitleri olmaz. Tarih yapıcılar canlarıyla kanlarıyla yapar onları, kalem erbabı da tarihe mal eder. Büyük olayların kahramanları için "tarih yazdı" denir ancak doğrusu "tarih yaptı" demektir. Bu ifadeyle yapılan işin önemi vurgulanmaya çalışılır. 

Tarih yapanlardan işin önünde duranları, onlara liderlik edenleri not eder ancak olayın içinde çok sayıda "görünmeyen kahramanlar" vardır.

15 Temmuz hain darbe teşebbüsünü önlemede kahraman Recep Tayyip Erdoğan ve Türk Milleti'dir. Bu muhteşem ikili tarih yapmıştır. Şimdi onu yazmak milletin münevver evlatlarının kahramanlığına kalmıştır.

15 Temmuz'da millet ve devlet olarak hazırlıksız yakalandık. Uzun yıllar uluslararası şebekelerin tezgâhına girmiş din kisveli paralel çetenin, bin bir suratından darbe cephesiyle karşı karşıya kaldık. Yıllarca bu çetenin, din ve hizmet cephesini görenler en büyük şoku yaşadı.

Garip işler peşinde olduklarını görüyorduk ancak bu derece derin işler peşinde olduklarını vatandaş olarak tahmin etmemiz imkânsızdı. 

Bu darbe girişiminden en çok ders alması gerekenler bu ülkenin dindarlarıdır. Çünkü bu hain çete din maskesi altında toplumu uyuturken, diğer taraftan karanlık işler peşine düştü. Maalesef, özgürlük dini olan İslamiyet'i efsunlu laflar eden adamlara teslim edenler de bu işi yapanlar kadar mesuldür.

Acı bir gerçeği bir kez daha görmemiz gerekiyor; her sakallının, her çarşaflının peşine düşmeyelim artık.

Bu ülke son 60 yılda ara müdahaleleri saymazsak 4 darbeyle karşı karşıya geldi. Bu darbelerin bedellerini millet olarak her alanda ağır ödedik. Bu darbelerde verilen tahribat çok az sayıda hikâyeye, romana, tiyatroya, filme, belgesele, güfte ve besteye konu oldu. Bu büyük milletin özelliği midir nedir, daha çok unutmayı tercih ediyoruz. Affetmeyi seven Türk milleti kendi içinden çıkan hainleri affetmese bile unutmayı tercih ediyor. Bu yaklaşım kendisini kültür sanat alanında da gösteriyor.

15 Temmuz darbesi, İstanbul Bahçelievler Belediyesi tarafından düzenlenen roman yarışmasına konu oldu. Belediye Başkanı Osman Develioğlu'nun öncülüğünde Başkan Yardımcısı Zekeriya Yıldız'ın koordinasyonuyla düzenlenen 15 Temmuz Roman yarışmasının teması "Tarihin şahitleri yazılıyor" başlığını taşıyordu. Bu yarışma için gelen eserler Prof. Dr. Abdullah Uçman, Prof. Dr. Durali Yılmaz, Ahmet Tezcan, Sibel Eraslan, Doğan Hızlan, Cemal Şakar, Zekeriya Yıldız gibi edebiyat dünyasının kıymetli isimleri tarafından değerlendirildi.

Ödüle layık görülen eserler:  Birincilik ödülü Ali Söyler 'in  "Gündoğarken Bir Gül Solunca" adlı eserine, ikincilik ödülü Ahmet Özkan'ın " Dağın Oğuları" adlı eserine, üçüncülük ödülü Kemalettin Çalık'ın "Pahalı Oyunlar" adlı eserine, Mansiyon ödülü Alperen Akçay'ın "Dedeağaç'ın Dalında Kızılelma Kokusu" adlı eserine, jüri özel ödülü Recep Seyhan'ın " Ebu cehil Karpuzu" adlı eserine verildi.

Bu ödüllü eserler Bahçelievler Belediyesi tarafından kitap olarak basılacak. Eserlerin isimleri çok anlamlı konmuş inşallah muhtevaları da öyledir. "Yaşadığımız bu büyük drama acaba nasıl şahitlik etti bu kıymetli yazarlar?" diyerek kitapların çıkmasını heyecanla bekliyorum.

Ödül töreninde Belediye Başkanı Osman Develioğlu ve kaymakam İlker Arıkan duygusal birer konuşma yaptılar.

Bu güzide çalışmada emeği geçenleri tebrik ediyorum. Bir büyük olay kültür ve sanatın sahasına girmezse birkaç nesil sonra tarihin çöp sepetine gider. Bu gerçekten hareketle tarihe şahit olmak, kayıt düşmek için yaşadıklarımızı romana, türküye, filme, tiyatroya aktarmaktan başka çaremiz olmadığını bilelim.

 

#15 Temmuz #roman #Bahçelievler Belediyesi

Önceki Makale
Yine kandırıldık
İsrafil Kuralay

Sonraki Makale
O Gece… 15 Temmuz
Bilal Arioglu