Kemal Çiftçi

Savaşa karşı olmak!

 

 Türkiye'nin Suriye'deki operasyonları dolayısıyla zaman zaman aykırı sesler ve tartışmalar gündeme geliyor.

 

Başta ABD olmak üzere, dış güçlerin bu operasyonlardan rahatsızlık duymalarını anlamak zor değil. Zira Türkiye, burada kendisine kurulan tuzakları görüyor ve onları bozmaya çalışıyor. En çok da bu tuzakları bizzat planlayanların bu gelişmelerden rahatsız olmaları son derece normal.

 

Ancak, ülkemizdeki bazı kişi ve kurumların da bu itirazcı kervanına katılmalarını anlamak mümkün değil. Ve tabii ister istemez burada kötü niyet aramak durumundayız. Zira Türkiye'nin bu çabalarına "barış" ve "insani hassasiyet"ler adına karşı çıkılması asla ve asla mazur görülemez.

 

Türkiye'de 40 yıl boyunca devam eden ve çoğu sivil olmak üzere, on binlerce insanın hayatına mal olan, ülke ekonomisine ciddi zararlar veren PKK terörünü görmezden gelen, hatta zaman zaman onları masum gösterme çabası içinde olan insanların savaş karşıtlığına kim inanır? Üstelik öğretmen, doktor gibi bizzat bölge halkına hizmet götüren insanları öldüren, ambulanslara bile saldırmaktan geri durmayan, dünyanın en acımasız teröre örgütüne hiç ses çıkarmayıp, Türkiye'nin meşru müdafaasına karşı çıkmak masum bir barışseverlik olarak kabul edilebilir mi? ABD ve beraberindeki güçlerin Afganistan'ı, Irak'ı, Suriye'yi ve başka ülkeleri kan gölüne çevirmesine sessiz kalanların, Türkiye'yi suçlamasını iyi niyetle izah etmek mümkün mü?

 

Böyle durumlarda ister istemez "iç ve dış düşmanlar" mefhumu gündeme gelmektedir. Bu tanımdan rahatsız olanların da böyle bir görüntü vermekten kaçınmaları gerekmez mi?

 

Önceki Makale
UNUTULMUŞ BİR ALİM “ŞEYHÜLİSLAM VELİYYÜDDİN EFENDİ”
Bilal Arioglu

Sonraki Makale
Galiba ahir zaman!
İsrafil Kuralay